Uyandım, Ben Sağıma Yatmayı Severdim, Soluma Uyandım

Uyandım, ben sağıma yatmayı severdim, soluma uyandım. 6 saatlik bir uyku çekmiştim. Ömrümden 6 saati uyuyarak çalmıştım. Çok saatti. Kaç haftadır uymadığımı düşününce, çok saatti. Neden uyumadığımı düşündüm sonra, aklıma sen geldin, gözüm sigara paketini aradı, bana sormadan. Kendimi bir robot gibi hissediyordum artık, sadece acıya programlanmış bir robot, beynimde bir bölme istediği gibi hareket etmemi sağlıyordu. Uzandım, bir sigara yaktım, tavana karşı. Çektiğim ilk nefeste fark ettim kalbim hala ağrıyordu. Söndürdüm sigarayı, doğruldum, gözlerimi ovaladım, etrafa bakındım belki gece eve gizlice girmiş ortalığı toparlamış, kahvaltı masasında bekliyorsundur beni diye, mutfağa yöneldim, geceden kalma yarım kadeh rakı bana bakıyordu, hala birlikteyiz merak etme dercesine, ben de ona baktım, sabah mahmurluğu ve yüzümde bir hassiktirle cevapladım laubali konuşmasını. Musluğu açtım, biraz suyun sesini dinledim, biraz da aynadaki siluetimi, yalnızlık olgumu pekiştirdim iyice. Deprem oluyor sandım bir an, giderek yükselen bir ses kulaklarımı kopartıp ağzıma vermişti. Çay kaynıyordu. Unutmuşum, sigara yakmadan önce çay koymuştum kalktığımda hazır olsun diye. Kapadım altındaki küçük cehennemi, yüzümü ıslattım, derimi ıslattım, annem hep derdi, şeytanın pisliği gitsin diye, gitmem gerekti, sonra kuruttum hemen senin çeyizinden kalan çiçek işlemeli bir havluyla, içeri geçtim, nedenini bilmiyorum, koltuğa baktım, boştu, yalnızlığım hala gitmemişti. Televizyonu açtım, biraz ses olsun bari de düşünmekten alı koyayım kendimi dikkatim dağılsın diye, dağılmadı dikkatim, açılmadı televizyon, hatırladım, televizyon 2 hafta öncesinden bozuktu zaten bana, sen gittin diye tavır koymuştu evde ki diğer eşyalar gibi, evden çıkmaya üşendiğim için kırılan parçalarını tamir ettirmemiştim. Bir bardak çay koydum, aklımdan çayın bile içindekileri boşaltabildiği geçti en son trenle, “ben” dedim, keşke ben de içimdekileri böyle dışarı atabilsem…
Kapı çaldı, gelen sen değildin, gelen yoktu, sadece açlıktan midemde isyan çıkartan gürültünün bastırılması gerekiyordu, bunu için birkaç poğaça, dışarı çıkmam lazımdı bunları almak için de. Ve kapının çalması sadece bahaneydi ayağa kalkmam için, giyindim hiç sevmediğin trençkotumu, ayağımda beyaz spor ayakkabılarım, senin aldıkların, bir çift spor ayakkabı. Biraz da eşofman vardı üzerimde, çok yakışıksız olmuştum. Dert değildi, sen yoktun nasılsa, karşılaşma ihtimalimiz… Hassiktir! O da yoktu, “bir ihtimal daha yoktu” Selma Hünel! Kendine gel, bozdurma kafamı! Yoktu işte.
Bir yandan sigara yakıp bir yandan da sitemler ettim sana, fısıldayarak, “öldüm sevgili, başın sağ olsun!” dedim.
Öyle işte, bu aralar böyleyim Erhan Güleryüz’ünde dediği gibi, “bu günlerde böyleyim ben, yas denen şiirdeyim, bir köşede gülüşün var, sırtımda kanlı bıçağın, hiçbir zaman duymayacağın, duysan da anlamayacağın bir çığlıkta, sana birikiyorum!”

marlboroone marlboroone diyor ki;
Kategori: Ciddi
Etiketler: bir paket marlboro daha uyku
3 18 Şubat 2013
Yorumlar
Yorum Yaz
Bu içeriğe hiç yorum yazılmamış, bir ilke imza atmak ister misin?
© 2004 - 2019 Alkislarlayasiyorum.com Tüm Hakları Coca - Cola'nın formülü ile aynı yerde saklıdır...