Work and Travel Üzerine...

Güzel ülkemize geleli bir hafta oluyor sevgili günlük... 3 aylık yorucu bir maraton sonunda kavuştum sonunda beyaz peynire, odun ekmeğine, demleme çayıma, anama, babama.
Normal şartlarda yaşayan, oksijen solunumu yapan her 10 gençten yaklaşık 9'unun rüyasıdır Amerika. En azından bir kere göreyim der. Ama o 9 kişinin ancak 0.09'u görür oraları. Acaba filmlerdeki gibi mi lan sorusuyla da ölmeye mahkumdur geriye kalanın da büyük kısmı.
Şimdi Amerika nasıl görülür. Birincisi televizyonda, ikincisi rüyada, üçüncüsüde zahiri olarak direkt yerinde.Birincis ve ikincisini herkes yapabilir. Ama üçüncüsü zordur. "Amerika Hikayesi" adlı yazıda "vogueman" arkadaşımız gayet güzel şekilde anlatmış. Benim anlatacaklarımda tamamen WAT Programı üzerinedir. 4 senelik üniversite okumak şartı vardır tabi istisnalar mevcut ama onlara girmek lüzumsuz diye düşünüyorum. Diploma notu ortalaması 2.00 üzeri olan herkes başvurabilir. İlk önce bu şart sağlanır. Daha sonra Taksim tarafına gidilip WAT şirketleri iyice gezilir. Paraları üç aşağı, beş yukarı aynıdır. Hepsi süper olduğunu anlatır ama hiç biri süper değildir. Çünkü o şirketler Kasım - Aralık aylarını mahkemelerde geçirirler. Çünkü yazın gönderdikleri öğrenciler sefil olmuşlardır gelincede dava açmışlardır falan filan. Bazıları herşeyi garanti eder ama başın dertte olduğunda kimseyi bulamazsın. Ben kendi hikayemden örnek verecek olursam. New Jersey'de bir eşya deposunda çalışacaktım. Ayın 15'i işe son taılma günüydü. Bende 15'inde orada oldum ama işyeri pazar olduğu için kapalıydı. Neyse ki geceyi bir otelde geçirdim. Ertesi gün gittiğimde adam 1 gün geciktiğimi bahane ederek beni işe almadı. Haydaaaa!!! Şirketi arıyamıyorum çünkü zaman farkı büyük ben uyanık olduğumda şirket kapalı oluyor. Uykudan feragat edip aradım. 5 gün sonra bana ikinci işi buldular. Hemde çok yakın bir yerde. Oraya gittiğimde başka Türklerle de karşılaştım benim gibi işsiz kalan. Onlar daha beter çileler çekmişler. Teksas'tan, Carolina'dan gelenler daha niceleri. Herkes Amerika Rüyasını duyup geldi ama rüya değil bu kabusmuş nidaları yükselmeye başlamıştı bile beyinlerde. Parasızlık, işsizlik, sıkıntı... Türkiye'de mühendislik okuyorsun ama orada hiçbirşeysin.
Sıkıntı tarafları halloluyor. Orası bir zaman sonra zevke fönüşüyor yüzde doksanlık bir grup için. Geriye kalanlar da geriye dönüyor. ÇAlışanların bu seferde çalışma saati problemi başlıyor. Ya çok fazla saat verip öldürürleri Ya da çalışma saati vermeyip parasızlıktan öldürürler. Her halukarda ölürsün ama.
Parayı da kazandık. Sonra bilgisayarlar, ipodlar, fotoğraf makineleri havada uçuşur. Sonra cepteki paraaya bakılır. Aaaaa para yok. Niye alışveriş mi yaptık evet ama yapmasak da yoktu ki. Çünkü giderken harcadığın parayı kazanamıyorsun sadece aldığın şeylerle kara geçebiliyorsun. Tabi bu söylediklerim de yüzde 90lık kısmın 85'lik kısmı için geçerli.
Bu anlattıklarım "Work" kısmının sadece ufak kısmı. "Travel" nerede diye merak edenler için söylüyorum. Bir daha ki yazım onun için olacak ama sakın fazla merak etmeyin çok kısa olacak. Teşekkürler. Emeğe Saygı - Teraziye Tık=)

31 29 Eylül 2008
Yorumlar
Yorum Yaz
Bu içeriğe hiç yorum yazılmamış, bir ilke imza atmak ister misin?
© 2004 - 2017 Alkislarlayasiyorum.com Tüm Hakları Coca - Cola'nın formülü ile aynı yerde saklıdır...