Gerçekler Üstüne Güncellemeler

sevgili dostlar, öyle tespiti bol ayrıntısı çorap ipliği gibi her yerden çıkan bir kimse değilim fakat bazı ayrıntılar öylesine çıkıyor ki insan evladının karşısına anlamamak için karınca kolonileriyle yer altında yaprak ısırmaca oynamak gerekiyor.

"dost" olgusunun ya da insana uyarladığımız dost kelimesinin bazı anlarda nasıl da şaşılacak derecede anlamından uzak durduğunu irdeleyeceğiz.

soğuk bir yılbaşı günü terkedilmiş olmanın dayanılmaz garipliği, sınav telaşları, yalnız başına acı çekmenin şizofreni başlangıcı olması ve dahası sabahın kör noktasında dolmuşlarla metroların yollarını arşınlamanın da moral bozukluğu sanırım anlatmaya yetmiştir beyindeki latin isimli garip fırtınaları. kısacası iyiden çok çok uzak kötüden çok çok daha kötü bir haleti ruhiyedir bu.

sarılacak en güzel şeyin dost sohbetleri ve güven artırıcı sözler olduğunu düşündüğüm ilk zamanlar. tabii o zaman "dost" kelimesinin gerçekliği altında ruhumu huzurla tutmayı başarabiliyorum. fakat insan bilemiyor ki " denize düşen yılana sarılır."

dosta gittim. anlattım uzun uzun, acıdan, yalnızlıktan, terkedilmenin insan bünyesine kattığı "ezilmiş zift" olma hissinden ve bütün bunların yanı sıra özgüvenimin denizler altında yirmibin fersah yaptığından bahsettim. ben bunlardan bahsederken hala gözümde, beynimde, o günden kalma, çay içilen bardağın üzerinde kalan parmak izleri ve bir türlü bitmek bilmeyen yan masadaki hanımların sohbetlerinde kullandıkları "salak", "ay şekerim", "amaaaaaan", "sadakat neymiş biz köpek miyiz?" gibi garip sözleri dolaşıyordu. yani halim sıyırmakla sıyırmamak arası bir otobandaydı.


dinledi sağolsun. uzun uzun dinledi. sonra " o kaybetti", "bırak ya öyle aşk mı olur?", "senin gibisini nerde bulur acaba?", "varsın o düşünsün şimdi" gibi aslında çok da yadırganmayacak, hatta iç rahatlatıcı sayılabilecek cümleler sarfetti. içim rahatladı benim de. fakat ortak paydada kaçırdığımız ufak ama can alıcı bir nokta vardı. ben terkedilmiştim ve zaten üzülecek, kafasını iki elinin arasına alıp düşünecek, pişmanlık duyacak olsa, gitmezdi değil mi? orada ufak ufak anladım her aşk acısı çekenle yapılan üstünkörü konuşmalardan birinin bana doğru doğrulmuş ve kısa aralıklarla fırlatılıyor olduğunu. neden sonra birden ordan gitmek istedim. "artık gidelim başını şişirdim" dedim. sağolsun kabul etti, ayrıldık. rahatlamış mıydım, yoksa iyice bunaltı mı basmıştı? farkına varamadım.


almak istediğim bir iş vardı. hayatımı değil belki ama hayatımın ufak bir dönemini rahat geçirebileceğim miktarda, bakkala uzatıldığında üstünü alabileceğim paralar alacaktım. bu hem kafa dağıtmak için bir fırsat hem de yeni açılacak kapılar için uygun bir anahtar olacaktı. bu iş için gerekli olan telefon konuşmasını yaptım. bana başka bir arkadaş bulduklarını, yine de ilgim için teşekkür ettiklerini nazikçe ilettiler. buruk bir şekilde " peki, sağolun" diyebildim.


ertesi gün bir diğer arkadaşım aradı ve kod adını "dost" koyduğum kişinin o işi aldığını, almak için de benim şu sıralar işle ilgilenemeyeceğimi, kafamın dağınık olduğunu, zaten benimle arkadaşlığın farklı iş ilişkisinin farklı oluğunu beyan etmiş ve beni çalışmak gibi büyük bir dertten kurtarmıştı kendi dünyasındaki dost düşüncesiyle. üstelik bunu yaparken iş hayatının profesyonellere göre olduğunu, biraz geniş düşünmek gerektiğini ve olgun olmak gerektiğini anlatan samimiyetten uzak cümleler kurmuş. açıkçası siz nasıl davranırdınız bilmiyorum ama, sadece "iyi hayırlı olsun" diyebildim. zira buna itiraz edecek kadar bile kuvveti beynimde cirit atan nöronlarda hissedemiyordum. velhasıl ulaşılmaz "dostluğumuz" bitmişti ve mutlu mesut işine gidip geliyordu.

yaşananların bu kısmı garip programlardaki ibret öyküleri gibi olacak ama siz adırmayın, dünyaya mesaj olamayacak kadar sıradan bir durum sanırım. işi aylarca yapmış fakat, bir kuruş bile para alamamış. borçlarını ödeyememiş. üzülmedim. sevinmedim de. kendi kendime düşündüm, dedim ki: "demek adamlar daha profesyonelmiş." gerçeklerin yüzünü görerek, en azından para alamadan iş yapmanın ne kadar kötü olabileceğini düşündüm. bazen aile sözü dinlemek ya da bir çok insanın ortak noktada buluştukları yargıları önemsemek iyidir gibi geliyor bana şimdilerde...

6 06 Ocak 2010
Yorumlar
Yorum Yaz

Tüm Yorumlar

  • Partizan
    Partizan 07 Şubat 2012 - 20:532 kitap okuyup "velhasıl" kelimesini öğrenip, işini kapan arkadaşına gıcıklığını belirtmek için 9 paragraf boşalmışsın, sonra klişe aile candırla bağlamışsın. o dost dediğin kişiyle konuşma sebebinde sana rahatlatıcı bir kaç şey söylemeni istemendi. ya da çok hayal gücüne batıksan zırt-pırt seni arayıp haline derman yanacak bir dost beklemendi hakket öylesini ben de bulamadım . [ispiyonla]
    -1
  • transistor
    transistor 08 Ocak 2010 - 01:20tek dostum içkim sigaram
    bırakırdı onlarda, olmasa param :)
    [ispiyonla]
  • realnone
    realnone 07 Ocak 2010 - 02:29Kazanan olmamış. kaybeden gırla. Tıpkı hayattan, bir diğer onlarca anı gibi. her diğer yaşanmış olay gibi. [ispiyonla]
    +1
  • xeniusian
    xeniusian 06 Ocak 2010 - 21:46karma,senin yerine arkadaşının kafasına tahtayla vurmuş.ama dersen ki benim için gam tasa dolu sende bi tahta yardımıyla arkadaşınla ilişkilerini kökten düzeltebilirsin hatasını anlarsa çok sadık bi dost olur kesinlikle.. [ispiyonla]
  • Shawky
    Shawky 06 Ocak 2010 - 16:43Bence daha fazla kendini bunalıma sokma senn yerinde olsam düşüneceğim şeyleri sayayım 1- dostum dedğin insan sana yanlş yapmış ne güzel işte. bence çokta önemli bi konu değil daha önemli konularda sana yanlş yapabilcegini gösterir bi nevi kendini kurtarmışsın. Ufak bi kazık yemişsin bence kazanan sensin. 2-işe giremedin ama giren adam zaten para alamamış arkadasın olması ayrı bi konu bence yine kazanan sensin kendini enayi gibi hissetmiceksin emeğinin karşılıgını alamamaktan kurtulmşsun. Evinde paşalar gibi göt büyütmüşsün 3-Kız arkadasından ayrılmışsın yada terkedilmişsin bence yine kazanan sensin çnkü sana değer vermeyen bi insana aşıksan bu sana sadece kaybettirir aşık olan insan sorgusuz sualsiz amaçsız bilinçsiz sadece sever başka hiçbişeyi düşünmez neden ayrıldnz bilmiorm ama sana değer vermeyen bi insndan ayrılmışsın bence bu duruma sevinmelisin. terkedilmenden dolayı bi eziklik hissedip mutsuzsan o konu kendi eşekliğin az ayık olman lazımdı derim. Velhasıl kelam kaybettiğin bişi göremedim ben ister pollyanna de ister salak de çok samimi bi şekilde kendi düşünücem şeyleri yazdım Sanada tavsiyem benm düşündüklerimi sende düşün mantıklı gelmezse üzülmeye devam et kimse sana yol gösteremez teselli veremez. [ispiyonla]
    +4
© 2004 - 2017 Alkislarlayasiyorum.com Tüm Hakları Coca - Cola'nın formülü ile aynı yerde saklıdır...