Hasta Adam

Hasta olacağını hissetmek ne kötü. Hele ki yatmadan önceki boğaz kuruluğunun sabah kalktığında iğrenç bir boğaz ağrısına dönüşeceğini bilmek. Yatası gelmiyor insanın vallahi. Kafeine dayanıp uykusuz geçirsem cuma gününü, cumartesi pazar da yatarım hasta hasta evde şeklinde düşünmedim değil. Saçma tabii, şişecek o boğaz cuma günü, Allah'ın emri artık. Sonuç olarak yattım kaderime isyan eder pozisyonda (Sırt üstü, eller kafanın altında birleşmiş).

          Sabah burnum tıkalı, ağzım açık ve kurumuş, boğazım da şiş. Anlayacağınız beklenen sonuç. Bir uyuz oldum bünyeme sormayın. Ulan bu kadar mı sizin mücadeleniz? Siktiğimin mikrobuna mı yenildiniz göz göre göre ? İnsanın şizofrene bağlayıp sorası geliyor. Neyse zor hakim oldum zihnime. Ne yapacağım şimdi ben? Nasıl olsa cuma günü yalan olacak bari yatayım tekrar, uzun süredir oniki saat uyuma rekorumu kırmaya yeltenmiyorum. Yattım bir güzel fakat burun tıkanıklığından dolayı solunum görevini tek başına üstlenen ağzım kurumuştu, yatınca fark ettim, hemen kalkıp iki bardak su içtim sonra tekrar yattım (uyumuşum).

          Kalktığımda ağzım yine kurumuştu ve durum bir daha hayatta kalkıp suya dayanmayacağımı gösteriyordu. Kalkmadım da zaten ama sonraları aklıma mantıklı bir fikir geldi. Dişimi fırçalamalıydım, aniden kalkıp hızlıca fırçaladım bir güzel (yine uyumuşum).

          Telefonum çaldı, arkadaşımdı arayan, “Alo” dediğimde bir an şaşırdım, arkadaşım da şaşırdı, sesim çok kalındı. E beklenen sonuçlardan bir tanesi daha diyelim, ne diyelim başka? Arkadaşıma da bir güzel anlattım durumumu, üzüldü, geçmiş olsun dedi. Yavaş yavaş telefon görüşmemiz son bulacaktı ki bombayı patlattı. “Aktardan şifa getireyim mi sana?” diye sordu. Aktar falan gündelik sığ kelime dağarcığımda bulunan bir sözcük değildir, o yüzden “ Ne aktarı lan ? “ diye sorma ihtiyacı duydum haliyle. Üç dört dakika anlattı, alternatif tıp olsun, normal ilaçların bir yeri iyi edip başka bir yeri kötü ettiği olsun, ne varsa doğal bitkilerde vara kadar anlattı. Allahını seviyorsan getir bana o sihirli bitkilerden tarzında hiddetli bir cümleyle konuşmayı sonlandırdım.

          Yatağımda yarı uykulu yarı uykusuz yarım saat geçirdikten sonra arkadaşım nihayet geldi. Ondan çok aktardan getirdiği şifalı bitkiler beni ilgilendiriyordu. Atladım eline, kaptım hemen şifalı poşeti. Bir sürü bitki vardı cidden. Arada ıhlamur parçacıklarını tanıyıp gülümsüyordum. “Ee ne yapacağız hacı bunları ?” diye sordum. “Önce harmanlayıp sonra suda kaynatacağız” dedi. “Ulan bu herif esrar da satıyor mu acaba? O da ot sonuçta. “ diye mantıklı bir soru sordum arkadaşıma. Nedense cevap vermeyip somurttu biraz. Bu soruyla yaşanan hafif gerginliği de atlatmak için “Gel lan beraber harmanlayalım” dedim. “Yok hacı ben kaçıcam, sana çok geçmiş olsun, sakın ilaç kullanma, ilaçlar da bu bitkilerden yapılıyor” dedi ve gitti.

          Üst solunum yolu enfeksiyonumu, kaynatıp içeceğim bir bitki çayıyla yenecektim. Çay kaynarken aklımdan ilginç şeyler geçirdim. İçlerinde mantıklı olanlar da vardı kısmen. Mesela son zamanlarda aktarlardan bu kadar fazla medet ummak irticai bir faaliyet olarak Kabul edilebilir. Hem ilaçlar da bu bitkilerden üretiliyorsa ve yan etkileri varsa demek ki bu bitkilerin de yan etkileri olabilir. İlaç en azından delikanlı gibi yan etkisini bildiriyor, ya bitki ? Korkuyordum sevgili okur, tıp ilmine karşı yaptığım bu saygısızlığın bedelini ağır ödeme endişesi doldurmuştu zihnimi. Bir hışımla kaynamakta olan çayın altını söndürmeye yeltenecektim ki onun yerine arkadaşımı arayıp hesap sormanın daha doğru olacağına karar verdim. Aradım hemen ;

- Ulan pezevenk bu bitkilerin de yan etkisi yok mu lan ?
- Abi sakin ol, yok yan etkisi falan, saf bitkinin yan etkisi mi olur.
- Olur tabii (Biraz sessizlik) , Ee niye ilaç yapma gereği duymuşlar o zaman, deli mi sikmiş bunları ?
- Para tuzağı abi, sen hiç çocuğuna ilaç içiren doktor gördün mü ? Doktorlar bile bu bitkilerle şifa buluyorlar.
- Yuh, harbi mi lan ? İyi bak bunu duyduğum iyi oldu, hadi. ( telefonu kapatıyorum)

          Arkadaşımla konuşmak bir nebze de olsa endişelerimi azaltmıştı. Hem evde ilaçta yoktu, biraz da mecbur gibiydim o çayı içmeye, içtim de. İğrenç bir tadı vardı. Tadı güzel olsa zaten kıllanırdım durumdan, nedense tadı kötü olan şeylerin sağlığa iyi geldiğini düşünürüm. Neden böyle düşünürüm, bilmiyorum.

          İki üç bitki çayı içmeme rağmen hala devam eden boğaz ağrısı ve diğer problemlerim devam etmekteydi. Aslında biraz mantıklı düşününce bu çayları içerek iyi olamayacağım sonucuna vardım. Dayanamadım yine, arkadaşımı aradım ;

- Oğlum sen ne şerefsiz adamsın lan !
- N’oldu yine Ali? Dışardayım, pek müsait sayılmam.
- Sikerim seni, müsait bir yere çık, konuşacağız seninle.
- Tamam söyle hadi.
- Oğlum ne şekil yapıyorsun doktor da bundan içiriyor çocuğuna falan diye ?
- Vallahi abi bir arkadaş söyledi bana da bu muhabbeti.
- Siktir, amcık! (Telefonu kapattım)

          Gerçekten doktorlar ilaç yerine bitki çaylarını tercih etselerdi eğer bu bir sağlık devrimi niteliği taşırdı ve ben bu yalana inanmadım. Düşünsenize dünyaca ünlü ilaç firmaları zamanla batıyor, bizim evin çarprazındaki aktar Hasan amca afedersiniz paranın amına koyuyor ben de arkadaşlara “Dedim oğlum zamanında açalım aktarı diye, dinlemediniz ki amına koyiyim” diyorum. Olmaz dostlarım, ben yemem bunu.

          Atkımı bir güzel boğazıma dolayıp doktoruma doğru çıktım yola. Anlattım bir güzel şikayetimi. Yazdı antibiyotiğini, ağrı kesicisini, C vitaminini bir güzel. Tam reçetemi ikiye katlayıp doktorun odasından çıkacaktım ki “Pardon bir şey sorabilir miyim ?“ dedim doktora, “Elbette” dedi. “Hocam arkadaşım bitki çaylarından getirdi boğazım için, ne diyorsunuz siz bu çaylara?“ diye sordum. “Tabii normal çay içeceğine onlardan tüketmen daha yararlı senin için” dedi. Tam anlamıyla rahatlamıştım “budur işte bitkinin olayı” diye geçirdim içimden. Doktora son kez teşekkür edip ilaçlarımı almak için eczaneye doğru yol aldım.

          İlaçlarımı üç gündür düzenli bir şekilde alıyorum ve şu an gayet iyiyim dostlar. Sadece sidiğim biraz enteresan kokuyor ki o da antibiyotikten ötürüymüş, öyle diyor arkadaşım.

4 19 Ocak 2010
Yorumlar
Yorum Yaz
Bu içeriğe hiç yorum yazılmamış, bir ilke imza atmak ister misin?
© 2004 - 2017 Alkislarlayasiyorum.com Tüm Hakları Coca - Cola'nın formülü ile aynı yerde saklıdır...