Haresiz Lens Feat Mercedes (Öykü) - 2

Yazının ilk bölümünü henüz okumadıysanız: http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/27686/haresiz-lens-feat-mercedes-oyku

Mahmut’un teklifi ile kendi kendine retorik sorular sormaya başlayan Arzu; kız arkadaşının yaşadıklarını bir an düşünüp ani bir karar verdi. Zira Serpil’in her defasında üst karar mercii olarak onu yönlendirmesinin intikamını alma zamanı gelmişti. Tipik bir ikizler bayanı olarak arkadaşını en güvendiği anda sırtından vuracak onun tescilli dostunun yatağına göz koyacaktı. Geçmişten kalan ve kızda kuyruk acısı olarak tenakuz eden bu his kararsızlık yaratsa da oradan ayrılarak arkasına baka baka tuvaletin yolunu tuttu. Heladaki sevişgen çoğunluğun işi bitince içeriye girme fırsatı bulan kız, Mahmut’un peşinden geleceğinden o kadar emindi ki; suratında beliren sinsi gülüş heladaki sarhoş sevişicilerin bile şaka konusu olmuştu. Arzu, peşinden gelen Mahmut’u kolundan tuttuğu gibi tuvaletin köşesine itti ve klozetin kenarına dayandı. Titreşiyordu hatta titriyordu:

-Bana aşık olduğunu bilseydim, buralarda zaman harcamak yerine evde oturur yolunu beklerdim. Seçme hakkımdan feragat ettim sadece seçilme hakkımı kullanıyorum. Aşık olmasan bile neticesini yaşamak adına iki ucu boklu değneği kabul ediyorum.

-He valla sana aşığım ben, Feride çok değişik bi kız. Şey gibi. Hımmm… Hani var ya işte ondan. Ama sen çok iyisin baksana belin ne kadar ince.

-Pembe pabuçların yine ayağında.

-400-TL para saydım. Bir müddet çıkarmim ki içimin ezikliği geçsin.

-Çıkalım burdan ve birbirimizin anatomisini keşfedelim.

-O ne demek gülüm?

Etrafta Arzu’yu aramaya koyulan Serpil, tuvalette bulunca pek şaşırmadı. Mantıklı bir açıklama beklentisi içinde olması da çok doğaldı:

-Mahmut bana yardımcı oluyordu. Fena şekilde regl sancım tuttu. Hiç iyi değilim.

-Açıklama istemedim ki? Tamam seni eve bırakayım.

-Gerek yok beni Mahmut bırakacak.

-Vay… Samimiyiz baya. Şimdi de bu eşek s.kli herife sen mi dadanacaksın.

-Yok ya tesadüfen beni burada gördü yardım etti. Senindir gözüm yok.

-Ben ne dedim ki şimdi. Sen benim eskilerimi seversin zaten.

-Haklısın. Yatağın daima benden iyidir.

Mahmut dayanamaz ve:
-Demek yatağı iyi, ben görmedim valla iyi mi kötü mü? Madem yatağı iyi bana gelsin benim yatakları da kabartsın; yastıklarımı filan düzeltsin. Çünkü benim yatağım kötü. Çok sert.

Arzu, Serpil’i kat kat aşan bir zekaya sahip olmasına rağmen nedeni anlaşılamaz bir tuhaflıkta kızdan kopamıyordu. Boğaziçi Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemlerinde okurken tanıştığı bu kızdan ayrılamıyordu. Arkadaşlığı aşan bir dostlukları vardı. Arzu bu denli akıllı ve yüksek kapasitede beynini işletirken çocukluktan gelen ezilmişliği ve aşağılık kompleksi onun yakasını bırakmıyordu ancak bu, onu Serpil’e daha da itiyordu. Çoğu zaman “Önce bana sonra ona” şeklinde betimlenen seks zinciri şeklinde, tanıdıkları adamlarla öncelikle Serpil yatar, elinden geçen erkekleri Arzu’ya devrederdi. İçinden atamadığı bu ezilmişlik kızın sinirini bozsa da Serpil’den daha çirkin oluşu gerçeği karşısında kızdan vazgeçmenin yaratacağı belirsizlikten korktuğu için her dediğini yapıyordu.

Tek yönden çıkan ikili, Serpil’i orda bırakarak Mahmut’un evine yöneldi. Bakırköy Osmaniye’de bir apartamanın 4. katındaki bu garsoniyerden bozma daire, kıza oldukça ilginç gelmişti. Odalardan biri jimnastik aletleri ve yürüyüş bandı gibi spor malmeleri ile doluydu. Etrafa saçılan kullanılmış prezarvatiflerin bolluğu da kız için bir başka göz alıcı ayrıntıydı. Mahmut’u mutfağa yollayıp evin içinde gezintiye çıkan kız, prezarvatiflerden birine uzanıp iki parmağının arasında, akıp giden kurumaya yüz tutmuş spermi gördü. Belli ki ayı olarak tanımladığı adam çok yakın bi zamanda bu evde birileri ile yiyişmişti. Mutfaktan çıkan adam elinde iki kadeh ile kızı kavradığı gibi omzuna bir öpücük kondurdu. Ancak sırf Serpil’e inat olsun diye başlayan bu oyunun gerçekliği noktasında kızın şüpheleri de yok değildi. Neden buradaydı ya da amacı neydi hala çözemiyordu.

-Gelinciğim ne kadar ince belin varmış ama saçların çok yağlı hangi şampuan bu?

-Davar! Seni çayıra salmalı. Burnunu kırıcam senin. Koklama saçımı.

-Tamam nar danem kızma!

-Evin çok pismiş. Yakında çöp biriktiren adamın dramı diye ana haber bültenlerinde seni görmemiz an meselesi. Of yine uzun cümle kurdum. Yordun beni buna değmezsin ya neyse!

-Kimsin sen, nesin ne tatlı bi şeysin.

-Adımı biliyorsun, bir bankada, bilişim teknolojileri departmanından sorumlu genel müdür yardımcılığı yapıyorum. Çıplakken bi hiçmişsin, içim kalktı üzerine bi şeyler giy lütfen ve boktan çorabı da çıkar.

-Çorapsız asla bebeğim. Bu arada akıllı kızmışsın. Seni ilk gördüğümde tamam işte aradığım bu dedim.

-Karın nerde? Testlerin tam mı, aşılı mısın?

-Ben bekarım tatlı dillim. Test de nerden çıktı şimdi?

-Şu orospu ağızları bıraksan diyorum. Tatlı dillim millim! Ağaç kovuğuna bile geçirmek için fırsat kollayan birine testlerin tam mı diye sormaktan doğal ne var ki? Dün burada kimle s.kiştin bilemiyorum ama etraftaki prezarvatifler delil olarak hala sıcaklığını koruyor. Allah bilir virüs filan da vardır sende.

-Sen prezervatifsiz mi seviyorsun yaban gülüm. Olur o da uyar. Ben türk erkeğiyim, orjinal. Ben virü(z)üm amuna koyarım.

-Birazdan aşağıya inip Mercedes'inin üzerine kusucam.

-Tamam aşkım da sen temizlersin ona göre.

-Bu mu yani tepkin? Sen çok şeysin: Sıçmık...

Mahmut’a alaycı bir üslupla bakakalan ve tüm nefretini bir anda kusan kız, bedeninin ona oynadığı oyunu fark etti. Bardan çıkmak için regl yalanına tutunan kızın bu yalanı, bi anda gerçeğe dönüşmüştü. Yaşadığı kanamanın şokuyla kendini banyoya atan kız kendine gelince evden son sürat çıkarak bir taksiye atladı. Tekyöne doğru yeniden Serpil’in istikametine yol aldı. Kızın kıvrandığını gören taksici panik halindeydi:

-Neyiniz var. İsterseni hastaneye götüreyim.

-Regl kanamam var. Şelale gibi. Ne yapsam da durduramadım. Tek çaresi son ses müzik ve dans. Biraz ecele edelim lütfen.

-Tabi efendim.

-Adın ne senin?

-Talha.

-Dönmemsi bir isim. Bana aldırma şaka yaparak kendimi teskin etmeye çalışıyorum. Talha ölüyorum beni acilen Taksim’e uçur lütfen(Gülmeye başlar)

-Elbette

Saat 04:00 sularında bara girer girmez, mucizevi bir şekilde kanaması kesilen Arzu, etrafı kolaçan ettikten sonra Serpil’in masasına yöneldi. -Bu keşif turunda ona elleyen bi kaç eli umursamadan- Serpil masada içkisini yudumluyor bir yandan da masada onunla oturan adamın gömleğinin üzerinden gögüslerine elliyordu. Arzu ordan uzaklaşarak bara yanaşıp tabureye yaslandı. Sigara yasağının delindiği barda dumanların arasında zar zor seçilen bir sima oldukça tanıdık geliyordu:

-Talha senin burada ne işin var?

-Taksiciyiz ama kestane kurdu değiliz eğlenmeyi biliriz.

-Yok da yani böyle bi yer. O yüzden şaşırdım. Çok düzgün bi adama benziyorsun. Kim olsa sana vermek ister. Ya bana bakma biraz edepsizimdir. Kestane kurdu ne alaka bu arada?

-Edepsiz mi? Benim kadar olamazsın(Alaycı bir tavırla gülümseyerek)

.........

Talha:25 yaşında nişanlı ama yüzüğünü hafta sonları çıkarıyor. Taksici sözde. Gerçek mesleği çok gizli ve özel. Esmer, aslen Türkiye'li değil.

Yorumlar
Yorum Yaz

Tüm Yorumlar

  • morella
    morella 11 Mayıs 2010 - 21:55soul sista. [ispiyonla]
  • halidincemhali
    halidincemhali 10 Nisan 2010 - 21:02skândâl..! fazla bekletme devamını..fasıla yapma sakın! [ispiyonla]
  • boktanolansensin
    boktanolansensin 10 Nisan 2010 - 14:40Bir yazıyı güzel yapan nedir? Dili mi, Üslubu mu? Gerçekliği mi ya da hayalci yönleri mi? Gerek nazım türünde gerekse nesir tarzında bir yazının sağlam olduğunu anlamanın tek kuralı; okumaya başlandığı anda okuyanın kafasında beliren ampüldür. Şu an o ampül benim tepemde yanmış vaziyette. Ne ortalıkta ayaklı kütüphane gibi dolaşan doğmacı sıkıcı tiplerin zorlamaları ne de sırf puan almak uğruna yazılmaya çalışılan basma kalıp kotarılamamış yazıların tatsızlığı. Açmışım demek ki bu yazıyla doydum. [ispiyonla]
  • akıllı psikopat
    akıllı psikopat 10 Nisan 2010 - 14:35candy hacı cok surukleyici olmuş.devamını merakla bekliyorum meraktan kendimi kesecem o derece [ispiyonla]
    +2
© 2004 - 2017 Alkislarlayasiyorum.com Tüm Hakları Coca - Cola'nın formülü ile aynı yerde saklıdır...