Haresiz Lens Feat Mercedes (Öykü) - 3

Arzu, Talha'nın sağlam bi duruşu olduğu zehabına kapılarak, kurmaca tespitlerle sayıklamaya başlamıştı. Evli olduğu su götürmeyen bu adamın parmağında yüzük yoktu ancak yiyişmek için fırsat kollayan erkekler takımından olduğunun da farkındaydı. Bir erkek ile kestane kurdu teşbihi arasında ne kadar benzerlik varsa Arzu'nun pespaye tavırları ile kendi gerçeği arasında o kadar ilinti vardı hatta yoktu. Adamı yakından tanımak isteyen kız yerinde duramıyordu:

-Talha sen aslında düz bi adamsın. Para kazanmak için yollara düşen ekmeğini taksinin tekerleklerinden kazanan birisin. Beni de belki tekrar evime bırakacaksın belki evde yiyişeceğiz ancak sabah olduğunda herkes kendi hayatına kaldığı yerden devam edecek. İşte bunu seviyorum. Hayat profilinde kurulu bir saat gibi nehrin daima akış yönünde akan bireyler. Nehir yatağının dışına çıkmaktan ürken tipler. Biz kısaca buyuz aslında.

-Bu kadar felsefi konuşmak için yanlış kişiyi seçtin derim. Niccolò Machiavelli'nin taksici sureti var şu an karşında doğru ancak ben de etten kemikten bir canım.

-Niccolò Machiavelli mi? Ehemmmm. Çok enteresan. Söyle bakalım Niccolò Machiavelli denince ilk aklına gelen ne?

-Araç mı araç mı?

-Ne farkeder Araç desem taksi mi diyecektin sanki?

-İyi muameleli bir skiş desem. Sonuçta araç da amaç da aynı. Kasıklarda orgazmla beliren o tarifsiz sancı. Netice hep aynı. Porno filmlerdeki bayan gibi düşün. Filmde bayan varsa kesin skilecek demektir. Kalkıp da Rahibe Teresacılık yapacak değil.

-Tümevarım değil mi bu?

-Porno ve tümevarım... Sen hangi boyuttasın Arzu. Herşey bir kısırdöngü, bildiğin seni nereye taşıyor. Hayat; yemek, sevişmek ve seks üzerine kurulu. Amazondaki yerli ile bu anlamda farkın yok.

-Belki ondan eksiğim vardır.

-Sen bela bi kızsın. Zeki olduğun halde istersen yine de senle yatacağım.

-Boşver benim hiç toplanmayan yatağımı. Bu Niccolò Machiavelli oyunu sevdim. Devam edelim. Evet soruyorummmmm ve sordum: Peki Iain Ewing?

-Crimes of the Future.

-Of süpersin. Mavi Çiklit?

-Malawi Gölü!

-Tamam çok iyisin. Sen aradığım taze kansın. Aşık olmak istediğim adamsın. Beni burdan lütfen götür. Seninle siyaset bilimi ya da felsefe üzerine yatak sohbetleri yapmak istiyorum. Aristo dediğimde kulağıma, Hegel dediğimde dudağıma, Epiküros dediğimde sol meme ucuma. Sanırım anlaştık. Bu gece ampirik bilgi ve pratik aklın seks ile çarpışmasından doğacak kızıl kıvılcımların ateşinde yanmak istiyorum.

********

Barda iyice kaynaşan ikilinin samimi hallerini gören yevmiyeci efemine garson, sarhoş olduklarını sanarak yanlarına yaklaştı. Amaç belliydi daha çok içki satarak kısa günün karına ulaşmak. Ancak tuhaf çıkışları Arzu'yu tripten tribe sokmuştu. Garson hemen atıldı:

-Aaaaa... Bacım ne içersin? Bulmuşsun gül gibi adamı. Onu burda hiç görmedim(Yalan söyler)İçin için de kendinize gelin. Ne verim size.

-Senin gözlerindeki ne, ben bayanım ama beni sollamışsın?

-Hiççç... Doğuştan bu. kendi hali. Kalem çekilmiş gibi. İçki alacak mısın? Bırakalım bu domez muhabbetleri.

-İyi tamam vodka-fındık getir.

-Tamam abla!

Garson gerek tuhaf hareketleri gerekse konuşması ile kızın ilgi odağı olmuştu. Saçlarındaki jöle oranı, üzerindeki bir avuç atlet ve götündeki ucuz bol kot pantolonla, salı pazarında iç çamaşırı satan apaçi adaylarını andırmıyor değildi. Ancak efemine bir apaçi için oldukça karanlık görünüyordu. Arzu ciddi anlamda Talha'nın beyin loplarında etkilenmişti. Sürekli yiyiştiği adamları düşündü bir an. Zaten onlara isteyerek ya da istemeyerek bi şekilde vermişti ama bu kez işin içine heyecan da girmişti. Adam onu heyecanlandırmanın yanında, öngörü olarak da sınama tahtası olmaya aday gibi görünüyordu. Birlikte tek yönden çıkarak bir taksiye atladılar. Talha kendi taksisini durak çalışanı bir başka arkadaşına teslim etmişti. Arzu taksinin ön kısmına oturarak, Talka yokuş gibi taksici ile sohbete koyuldu. Taksici 30’lu yaşlarda, piknik tipte ve fok bıyıklı bir adamdı. Bıyıkları gür ve ok gibi dim dikti. Kendine engel olamayan kız alkolünde etkisi ile radyoya yönelerek 93,7 frekansında müziği sonuna kadar açtı. Şoför taciz etmekte de gecikmedi:

-Çok ilginç bıyıkların var. Ellicem işte.

-Dur abla ayıp oluyor enişteye yapma, ben de kötü oluyom bak. Huylanıyom.

-Enişte değil o rahat ol. Adın ne?

-Muhlis.

-Muhlis sen de mi?

-Ne gibi abla. Neyimi gördün şimdi benim ne yaptım ben.

-Görmedim ama görmek istiyorum.

-Ben 2 ay önce boşandım. Açtığın müzik de tam benlik ne kıyak kızmışsın sen abla ya. Her gece müşterim ol sen benim. Takılıp gidelim.

-Abonen mi yapacan la beni.

-He abla olmaz mısın? Sana ayak uydururum ben. Dans etmeyi, yemesini içmesini severim. Al kartımı. Senin gibi müşteriye can feda.

Muhlis gibi birine dans ve hızlı müziği yakıştıramayan Arzu, kafaya alındığını düşünüyordu. Ancak yine de belli olmazdı. Zaten taksicilere verdiği paranın haddi hesabı yoktu, bu sefer en azından eğlenceli bir taksici ile takılmış olmanın ekstraları ile coşacaktı. Muhlis'in kartını aldığı gibi Talha ile araçtan indiler. Yol boyu hiç konuşmayan Talha'nın bu sessizliği belki patlama ile noktalanacaktı ancak kız geceye dair herhangi bir senaryo dahilinde manevra yapmak istemiyordu. Araçtan inen ikili Talha’nın evinin kapısına yanaşıp birbirinin gözünün içine bakarak ayrılık sinyali verdi:

-Evet güzel kız, biraz da karımı mutlu etmem gerek. Ben eve geçiyorum. Evli olduğumu biliyorsun bana anlayışlı davranacağına gönülden inanıyorum.

-Pantolonun üzerinden yarım ereksiyon halini görmesem sana inanırdım ancak şu anda inanma noktasında şüphelerim var.

-Haa o mu? Senle ilgisi yok. Karım için önhazırlık yapıyorum. Ama merak etme onun koynuna girince seni düşünerek düzüşeceğim. Çirkin biri ama güven veriyor. Işıklar kapanınca her kadın aynı nasılsa. Amaç bi deliğe sokup çıkarmak değil mi? En azından sizler için…

-Bi yerlerde oturup çay içseydik.

-Ortaokul talebesi değiliz Arzu. Hem sakın bana aşık olma. Üzülürsün.

Erkekleri sadece trampa aktine konu olan menkul bir mal olarak betimleyen Arzu, yıllar sonra gelen bu heyecan dalgasından vazgeçecek gibi görünmüyordu. Ne olursa olsun beyin olarak hoşlandığı bir adam vardı karşısında. Kalbinin atış hızını yükselten bu adamı kaçırmak gibi aptallık yapmaktansa, halihazırdakilerden vazgeçmeyi yeğliyordu. Sepil de diğer bir olumsuz uyarıcıydı. Talha’nın Serpil ile tanıştığı anda kuş gibi elinden uçup gideceğini düşünüyordu. Çünkü bu vakıa önceki yaşam tecrübeleri ile sabitti. Serpil’in; Arzu’nun yatağından çaldığı erkeğin hattı hesabı yoktu. Bu nedenle sevgililerini ona kaptırmak yahut onun eskileri ile idare etmek kızın kaderi olmuştu. Ancak bu kader değişebilirdi de. Bunu değiştirecek kişi kendisi değildi. Acizliği nedeni ile Talha’nın Serpil’e olan yaklaşımında olanı biteni onlara bırakacak; hayatın olağan akışına göre kısmetine ne çıkarsa onunla yetinecekti. Talha kız için saplantı haline gelmiş olsa da her zaman yaptığı gibi sahiplenme ters yoluna girmeden yaşamın getirileri ile yüzleşecekti.

Talha’yı, karısının yatağına teslim etmeden önce kapıdan son kez adama bakarak götüne sağlam bir tokat attı. İkili öpüştükten sonra kız, taksiye döndü ve Cihangir’deki evinin yolunu tuttu. Yol boyunca kendini ve hayatını sorguluyor, kişisel çıkarımlar yapıyordu. Depresyona girmesi an meselesiydi. Aşık olmanın kendine yaramadığının da bilincinde olduğu için sebepsiz yadsıma nöbetleri geçiriyordu. Dikiz aynasından kızı süzen Muhlis ise sürekli muhabbet sebebi yaratmak için kendini yiyip bitiriyordu.

-Çabuk döndünüz Arzu Hanım.

-Ben çirkin miyim?

-Haşa o ne demek!

-Benle yatar mısın yani?

-Valla şaşırdım şimdi ben de zaten size onu diyecektim. Ağzımdan aldınız.

-Tamam o zaman şimdi şu anda burada. Arabayı kenara çek.

-Evine 100 metre kala Cihangirin hemen girişindeki Bar Bahçe’nin
önünde birlikte olan ikili; bardan çıkanların meraklı bakışlara aldırmadan hayatlarında ilk kez yiyişiyormuşcasına orgazmın doruklarına çıktı. Taksiden inen kız acele ile koşarak evine ulaştı. Ancak tam kapıyı açacakken arkasından beline dolanan bir çift el kızı şoka sokmuştu.


Muhlis:31 yaşında, resmen dul, yalan nedir bilmez, küfür etmeyi ve karı skmeyi sever. Mesleği reel olarak taksicilik. Annesinin evinde yaşıyor. İmam nikahlı eşi yok.

Yorumlar
Yorum Yaz

Tüm Yorumlar

  • millkyway
    millkyway 04 Mayıs 2010 - 15:55Kıymetli Candy, yazını o kadar büyük bir zevkle okudum ki. Yazına devam etmeni temenni ediyorum. Sanki Boris Vian okumuş gibi oldum ancak bu benzetmemi, yazını özgün bulmuyormuşum gibi yorumlama sakın. Bilakis o denli özgün ve kişilikli bir stilin var ki, şaşırıp kalıyorum. Böyle yazmak için ne kadar okuma yapsan da yetersiz kalır. Yaşamak gerek, hayal etmek gerek.

    Yazıdaki karakterlere biraz yoğunlaşmak istiyorum. Arzu, tıpkı Ece Temelkuran'ın bir kitabının başlığında olduğu gibi, ''Tüm kadınların kafası karışıktır.'' iddiasına uygun bir kadın. Cinsel dürtüleri son derece değişken ama aslında kendisinin erkekleri sevemeyecek türden bir kadın olduğunu da anlıyorum. Bence Arzu harika bir fotoğrafçı veya yönetmen olabilirdi. Ona en yakışan meslek, insanları gözlemleyerek ordan oraya savrulan bir hayat tarzını barındıran bir meslektir. Arzu, arkadaşım gibi oldu. Ona üzüldüm, ona sevindim. Muhlis'e baktım. Hikayede rakipsiz en büyük zafer onda. Talha'ya daha da üzüldüm. Talha'nın her şeye bu kadar güveniyor oluşuna..Kararında güvensizlik ilişkiyi besler,tutkuyu büyütür. Tutkusuz insanlar ise acıklıdır. Epikuros diyince yapılan aktiviteye gelirsek:) Epikürü burda bilinçli bir metafor olarak kullanman o kadar şık olmuş ki: Dünyada her şey haz nesnesidir. Sonuç olarak ben bu öykünün diyalektiğine bayıldım Candy.
    [ispiyonla]
© 2004 - 2017 Alkislarlayasiyorum.com Tüm Hakları Coca - Cola'nın formülü ile aynı yerde saklıdır...