Doksanlı Yıllarımı Geri Verin

Genelde aile çevrem kuzenlerim olduğundan onlarla birlikte olduğum zamanlarda hep aklıma çocukluğum gelir..Ve de birden kıyaslama ihtiyacı hissederim.İnsan kaç yaşında olursa olsun özlüyor çocukluğunu.Hem belki de nostalji tutkusu da bu yüzden,bize hayatımızın anne karnından sonra en rahat dönemini anımsattığından ki zaten anne karnındaki imkan da yok,biliyoruz.
Dün sabah kendi çocukluğumu düşündüm yine.2 ya da 3 yaşında olduğum zamanlar.Annem markete gidiyor,ablamsa işe.O yıllar hayatımda olan tek elektronik eşya radyo Ve ben "Susam Sokağı"nı dinliyorum.Sayı sayıyorum,kurabiye canavarı olmak istiyorum,vampir kavramını orda öğrenip korkulması gerektiğine kanaat getiriyorum.Koca Kuş var bir de.Kocaman bir kuş."Bizim sokakta da olsa ya böyle bir kuş" diyorum,"böyle küçük".Zeynep var bir de Susam Sokağı'nda.Hayalim öyle bir kardeşe sahip olmak.
O yıllar mahalle bakkalları güzel yapıyor.Daha market furyası başlamamış.Tombi diye bir cips var.Tipitip var o zamanlar ve de karısı Tipitoş,naneli minti var içinden ünlülerin fotoğrafının çıktığı.
Ve çay bardağı ölçüsüyle satılan çekirdek.Ekmeklerse kapakları camdan olan tahta dolaplarda.Elimde iki üç bozuk para olduğu zamanlar bakkala koşuyorum,diyorum "bununla ne olur amca?" olan şey bazen sakız,bazen yumuşak şekerlerden..
Sokağa çıkıp çamurla oynuyorum o yıllar.Çamurdan adamlar,tabaklar,evler yapıyorum.Solucanlarla oynamaya meraklıyım.Alıyorum elime,bazılarının ortasında bir şişkinlik var."Sanırım hamile" deyip bir tahta parçasıyla bebeğini doğurabilmesi için operasyonlara girişiyorum.Ama hiç başarılı olamıyorum.Mahallemizde etrafında duvar olmayan bahçeli bir ev var,ordaki eğri ağaca çıkıyorum.Deli dana gibi koşup oynuyorum.Kah ordayım,kah burda.Annem ben evin yolunu bulana kadar bulamıyor beni.E tabi sonrası,güzel bir terlik seansı.
Okula başlıyorum.Harçlığım 10 bin o zaman.Bir simit ve bir meyve suyu o kadar ediyor.Öğlenciyim,yataktan kalkmak ne kadar zormuş,o yıllarda bunu öğreniyorum.Hafta içi kalkamayan ben hafta sonları nasıl oluyor da fırlıyorum yataktan güneş doğarken,buna akıl sır erdiremiyorum.
90'ların ortası...Taşınıyoruz.Memur çocuğu olmanın bilincine ilk o zaman varıyorum.Sanki herşeyimi geride bırakıyorum.Ruhum bile geride kalıyor gibi.Yeni bir ev,yeni bir şehir..Eve varınca ilk iş oyuncaklarımı aramak oluyor.Ama yok işte,kolilerde yok,poşetlerde yok,hiçbir yerde yok.Ama ben güzelce poşetlemiştim onları.5 gün boyunca ağlıyorum.Sonra çekyatın altından çıkıyor oyuncaklar.Biri poşeti oraya atmış.Sanki o an dünyanın tüm oyuncakları bana bahşedilmiş gibi seviniyorum.
En çok yapbozlarımı bulduğuma seviniyorum.İnşaat işini seviyorum o zamanlar.
Televizyon demişken artık "Susam Sokağı" yok.Çizgi filmlerle avunuyorum.Casper ve Şirinler favorim.Okuldan 09.50 da çıkan ben aynı vakitte yayınlanan Casper'a yetişmek için koşa koşa eve geliyorum.Üzerimi bile çıkarmadan oturuyorum televizyonun önüne.
Şimdiki çocuklara bakıyorum.Tek dertleri bir an önce bilgisayar sahibi olmak,anne ve babayı okulda yardımcı olacağına dair ikna etmeye çalışmak..
Çocuklar artık birbirlerine bilgisayar oyunlarından,facebook'tan ve msn'den bahsediyor.Facebook'ta birbirlerini "ilkokul arkadaşı"(!) yapıyorlar.8 yaşındaki bir velet msn'de "takılıyor"
Sokak,top,ip,çamur nedir bilmiyorlar.
6-7 yıl öncesine kadar Teletubbies izlendirilip aptal yerine koyulan bu çocuklar,şimdilerdeyse winx club gibi şeyler izliyorlar.Bizler o zamanlar çizgi film saatini beklerken,onlar artık çizgi film kanallarına sahipler.Kırıldıiğında/kaybolduğunda ağlayacakları bir oyuncakları bile yok.
Onlar 1990'lı yılların çocukları,bizlerse 90'lı yılların çocukları.20 yıl ne kadar da farkediyormuş meğer,bunu öğreniyorum...

9999 9999 diyor ki;
Kategori: Nostaljik
Etiketler: çocukluk doksanlar aile kuzenler
8 12 Kasım 2016
Yorumlar
Yorum Yaz

Tüm Yorumlar

© 2004 - 2019 Alkislarlayasiyorum.com Tüm Hakları Coca - Cola'nın formülü ile aynı yerde saklıdır...