Kiralık Beyin


Kiralık Beyin

Evet beynimi kiralıyorum. Bana hiç faydası olmadı. Sahibine bile faydası olmayan bir beyni kim kiralar diye düşünüyorsunuz, biliyorum. Telaş etmeyin.
Öncelikle özelliklerini sayarak başlıcam. Yaklaşık 1500 gram, bol kıvrımlı ve bir topa yerdeyken bastığınızda aldığı şekle benzer bir biçimi var. Bazı kısımları hiç kullanılmamış, hatta çoğu kısmının ambalajı bile yırtılmamış durumda. Bununla beraber bazı kısımları da çok kulanılmış. Kullanılan kısmın hatırı sayılır bir oranı çıplak kadınlara ve tanıdığım bazı kadın ve genç kızların dahil olduğu fantazya alanına ait. Kalan oran içinse geometri sorun değildir, sadece x’in nerede oluğunu söyleyin yeter. Bu kısım bana 4 yıllık bir lisans eğitimi sağladı. Fena değil. Ancak kullanılan kısımların geri kalanında beni şimdiye kadar tatmin etmemiş bir kapasite var. Bakmayın, çevremden zeki olduğumu duyarım, belki normalin bir ihtimal üzerindedir, ne de olsa bunu kanıtlayabilecek bir lisans diploması ve bir de her gün çözdüğüm bulmacalar var. (Her gün aynısı çözmüyorum, haftalık bir düzenim var.)
Gelgelim çocukluğumdan beri takdir edilen zekam, şimdiye kadar bu takdirleri pek üzerine alınmış görünmüyor. Neden mi? Düzgün bir işe hiçbir zaman sahip olamadım. Kalıcı diye başlıyorum fakat bir yerlerde bir şeyler oluyor ve ben işi berbat ediyorum. Aslında iyi biriyim, ancak olayları analiz edip kişiler üzerinde yorumda bulunmaktan kaçınmayı öğrenemedim.
Bir de karşı cins var tabii. Dnyanın benim için 3 milyardan oluştuğunu söylersem, sakın şaşırmayın. Çükü nüfusun yarısı kadın ve ben onlarla anlaşamıyorum. Beceriksiz, lanet ve gerçekten pis kokan bir eşcinsel olsaydım dünyanın belki de en mutlu adamı olurdum. Ama öyle mi? Erkeklerle sonsuza değin muhabbet etmek zorundayım yoksa yalnızlıktan bir yerlerimi koparabilirim. (Bunu bir yerlere not etmeliyim.) Erkek diyorum, siz hiç 3 tanesiyle birlikte yarım saat geçirdiniz mi? O sırada ne yaptığınız hiç önemli değil, ortalama felsefi derinliğe ulaşmak ve bir konunun gerçekten sonuçlanması bir mucize. Tüm bunları ayrıntılı bir şekilde anlatıcam. Aslında iyi bir beyine sahibim ancak kendisi benim için yaratılmamış. Bir yerlerde beyin ikizim olduğunu biliyor ve ona sahip olmayı özlemle bekliyorum.
İş meselesi. Size 4 yıllık lisans sahibi olduğumu söylemiştim. Buna dayanarak bir iş bulmak pek de zor olmamalıydı. Ortalama bir bölümden mezun olmuştum ve ortalama bir yerde çalışmaya pekala razı olabilirdim. Bunun için de mutlaka insanlarla bir arada bulunmak zorundayım. Yalnız, iş arkadaşınız olan genç kız size erkek arkadaşından bahsetmek zorunda mı? Onun ne kadar da vurdumduymaz ve gizli iş konusunda tecrübeli biri olduğunu bilmek pek de bana göre değildir. Bunları bilirsiniz çünkü ona bakarsınız. Ona sadece konuşurken bakabilirsiniz ve durduk yere ve hiçbir şey konuşulmadan bir kızın göğüslerine bakmak kabul edilbilir bir şey değildir. Bu yüzden onu dinlediğinizi sanar ve her gün sizle konuşurken göğüslerinin biçimi hakkında düşünürsünüz. Her konuşmanın sonunda şöyle dersiniz: Haklısınız, ikiniz de. Ya da bir hanzo olan iş arkadaşlarınızdan biri sürekli kadınlardan ve avcılık maharetinden bahseder ancak ortada iğrenç bir şey vardır, bu adamın elleri sürekli büyümektedir. Bir gün poker oynarsa eminim avantajlı olacaktır. Bir de tüm bunların içinde her gün, aynı şekilde yapmanız gereken birtakım işler. Müdür Bey, istediğiniz evrakları hazırladım ama bu sefer daha çok virgül kullandım, sırf biraz hareketlensin diye ortalık. Kağıtların bir oyun sahası olmadığını bilmem gerekiyordu. Tüm bu pürneşe ve eğlence sürerken beklediğiniz terfi iki, yuvarlak ve süt gibi göğüse nasip olur. Selim, koşuyor, koşuyor, aman Tanrım ellerinde birdolu evrak, hepsi de zamanında ve tastamam, iş arkadaşlarını geride bırakan performansı ona terfiyi getirecek mi! İlerliyor, ilerliyor, terfi çizgisine çok az kaldı, bir adım sonra artık yeni koltuğuna oturabilir; o da ne başlama çizgisinde olan Müjde, üstten açtığı 2 düğmeyle yarışı önde kapatıyor! Lanet olsun, bari ödül olarak göğüslerin fotoğrafını verin ha! Müdürüm, işleri yürütmek için 2 beyin lobu yerine 2 harika kıvrımlara sahip ve süt beyaz göğüs gerekli olduğunu düşünmüştü. Rakibenize, doğuştan mı beyazlar yoksa tahriş olmaması için pudra mı kullanıyorsun diye sorduğunuz da ilk icratının size kapıyı göstermek olduğunu bir evraklara fark eder ve o güzelim göğüsleri yoklayan ilk 1000 kişiden biri olamadığınız için hüzünle sokakları arşınlamaya başlarsınız. Hey, merhaba eski sporum! Neyse ne canım, terfiyi hak etmiyordum zaten. Hızlı çalışmamın nedeni işleri bir an önce bitirip olabildiğince erken oradan kurtulmaktı. Yanlış anlaşıldım. Bir sonraki işimde böyle olmayacak. Sürpriz! Tam da böyle oluyor. 3 hafta uğraşıp tamamladığınız bir proje patronunuzun eşi tarafından veto edilir: Bu renkler yerine daha açığı olsun. Güzel, ama renkler bu şin belkemiği ve gerçekten öyle olması gerekiyor. Sizce de öyle değil mi? Sonsuz bilgelik size doğru yolu gösterir: Hayır, ben bu renkleri sevmiyorum. Sadece patronunuzun eşi olduğu için haklıdır. Aslında bu kadında tanıdık bir şeyler vardır. Evet! Aynı göğüsler! Gene bir çift göğüse yeniliyordum. Tabii bu ve devamında yaşananlar beni sokaklara döndürdü. Genel olarak iş hayatım böyleydi. Ne zaman zam isteyecek olsam, o gün destekli sütyen giyen biri benden önce davranırdı. İş hayatında dikiş tutturmak? Bakın bir terzi olsaydım ve dünyanın yapay beyinle çalışan en iyi dikiş makinesi elimde olsaydı dahi gene olmazdı bu, çünkü açma kapama düğmesine öyle bir anda basardım ki bütün mahalle çamaşır, bulaşık makinelerini, televizyon, bilgisayar, su ısıtıcısı, bütün lambaları, her şeyi ama her şeyi aynı anda çalıştırırdı ve o çok gelişmiş dikiş makinesi düşük voltajdan kısa devre yapıp bozulurdu. Unutmayın asla bu kadarla kalmaz. Bunun bir de tamir ücreti var. İş hayatım genel olarak böyle. Bu gibi durumlarda övülen beynime seslenirim. Hadi! Bir çözüm bul lanet olası. Seni vücudumun en iyi yerinde taşıyorum , en kaliteli şekerleri sana ayırıyorum ve sen hiç oralı olmuyorsun! Karşılığında aldığınız cevap, ben de sana soracaktım. “Hani şu 18 yaşındaki Beyaz Rus kız vardı ya. Geçen hafta izlemiştik, onun görüntüleri nerede?” Ahhh!
Bir de karşı cinsle ilişkim var. Baştan bir ipucu vereyim. En uzun ilişkim, ilk kez dışarı çıktığımız kıza ısmarladığım gazozun gazının havaya karışması kadardı. Pıssıt! İlişkimin tepe noktası. Bilmiyorum, bende mi bir sorun var yoksa gerçekten zekam beni zorluyor mu? Yabancı biriyle çıktığınızda da bildiğiniz yabancı dili bir kez daha gözden geçirin. Yoksa kızın hobisi olan elişine iltifat edicem diye “its no surprise, you kinda look you love handjob” deme ihtimali var. Eğer beyniniz o gün bende olduğu gibi zirvedeyse, “let me know if you wanna try tonight, because i got the all equipment”. Unutmayın bunu söylerken yüzünüzde uçsuz bucaksız bir gülümseme var, ancak size yemin ederim evdeki makas, yapışkan ve renkli peçeteleri kastediyordum. Bu herkesin karşılaşacağı bir durum değil belki ama karşılaşmanızı istediğim bir tecrübem de yok. Birine aşık olmuştum ya da öyle olduğumu sanıyordum, nihayetinde büyük bir tutkum vardı. Tam 4 sene sürdü ve bu 4 senenin yaklaşık 2,5 hafasını onunla beraber geçirmiştim. Hadi ama seni seviyorum. Sen de beni seviyorsun değil mi? Evet ama o, geçen yüzyıldı. Şaka yaptığımı sanıyorsunuz değil mi? Bu laftan sonra o kıza dönüp, neden bunu sadece kampüste herkesin içinde yüksek sesle yapacağına bir amfi tiyatronun sahnesinde yapmıyorsun diye bağırasınız gelir ama o da ne! Düşünemiyorsunuz. Beyniniz yürüyüşe çıkmıştır ve anahtarlarını da yanına almıştır. Belliki uzun süre burada olmayacak. Zaman her şeyin çaresidir, giderek o kızın siması silindi zihnimden, geriye sadece 2 sütbeyaz ve olgunlaşma dönemine henüz adım atmış göğüsleri kaldı.
Başka tecrübelerim de oldu tabii ki. Çıkardığım sonuçlardan biri şu: Size kız ayarlayan bir arkadaş asla iyi bir arkadaş değildir. Sabit. Bir kere kör randevu adamı değilsinizdir. En azından ben öyleyim, ama bazen bu randevularda kör olmayı diledim. Kör randevulara ikna olma sürecim beynimin başardığı tek tük işlerden biriydi. Bana, şu ellerine bir bak, bir el arabasını tek seferde kumla doldurabilecek hale geldin. Altına bir tahta parçası alıp bir yelkenli olarak okyanusa açılmalısın artık. Şu haline bir bak, derdi ve ben ellerime bakıp kör randevulaşmaya ikna olurdum. Ayarlanan saatte, ayarlanan mekana gidersiniz. Genellikle 3 tane yalnız kız olur o mekanda. Biri mutlaka sarışındır. Bildiğiniz bütün duaları edersiniz. Hemen çaprazındaki kumral da içaçıcı durmaktadır. Gözgöze gelmeye çalışırsınız. Ancak başka başka insalardan toplanıp biraraya getirilmiş çene, ağız, burun üzerindeki bu sefer ikisi de ayrı ayrı insanlardan alınıp getirilmiş 2 göz size bakmaktadır. Bu muhteşem uyum karşısında dizleriniz titrer ve arkadaşınızı sevgiyle anarsınız. Kıza yaklaşırken, umarım bu sefer ki uzuvlar canlı insanlardan toplanmıştır diye iç geçirirsiniz. Benim zekam sayesinde güzel kızlarla çıkmam gerekiyordu. Hani kızlar zeki erkeklere bayılırlardı! Zeka seviyemin kesinlikle 3 haneli sayılarla ifade edileceğine eminim. Ne yani, bir partiye gittiğim zaman yanımda illa nobel ödüllerimi mi taşımam gerekiyor! Tamam, belki bu kadar da zeki değilim ama beynimde gerçekten koskaca bir boş alan var. Uzun boylu olduğum için nasaya, roket fırlatma rampası olarak da kiralayabilirim. Hiç değilse insanlık için beynimden faydalı bir şey çıkar! Hayır, hayır. Bakın, geometriden soru kaçırdığım görülmemiştir. Bu size bir ipucu vermeli. Belki de benim lanetim budur. Bütün ayrıntıları anında görmek. Bu nedenle geometride mutlaka çözerdim soruları. Fakat günlük hayatta marketten ekmek, yumurta ve çoğunlukla makarnayı geometri karşılığı alamazsınız. Bir keresinde yeni yeni çıkmaya başladığım kıytırık bir bölümden mezun, bir fındığı bile paylaşacak kadar aşka aşık ve aklı havada genç kız şöyle demişti: İlerde birsürü çocuğum olsun istiyorum. Ona şöyle dedim: Aaa, ne kadar ileride? Çünkü ben sanırım şuracıktan bir taksiye binicem. Genel olarak böyle aynı gün ya da birkaç gün sonra eve hep yalnız döndüm, ama arkadamdan hoş laflar edilmediğini biliyorum. Sanırım derdimi anlamışsınızdır.
Nomal şartlar altında yaşayan, normal zevkleri olan herkesle er ya da geç kopacak bir bağ kuruyorum. Sebebi beynimdir. Fakat tecrübeli biri onu bu şartlar altında çalıştırabilir. Bilirsiniz, benzinliden tüplüye geçmek gibi. Kira ücreti olarak her gün aynı saatte bir pizza ve yanında içecek istiyorum ki şu sıralar yapmayı hayal ettiğim bir şeydir. Beynimi kiraya vermekle beyinsiz kalmaktan korkmuyorum. Bilmiyorum belki de bu daha hayırlı olur. Televizyondaki programcılara ve onları yapanlara bakıyorum da keyifleri gerçekten yerinde gibi.

Selim Alkış





selim alkış selim alkış diyor ki;
Kategori: Genel
Etiketler: kiralık beyin geometri randevu
6 21 Ağustos 2010
Yorumlar
Yorum Yaz

Tüm Yorumlar

  • chewrokee
    chewrokee 31 Aralık 2011 - 23:34Benim yazmak istediklerimi ne güzel kaleme dükmüşsün be üstad. Kendime özgü tarafları ile değiştirip kendim yayınlıyorum bunu. ve tekrar tekrar söylüyorum ki bu kadar mı istediğim kelimeler bir araya toplanır.

    Saygılar.
    [ispiyonla]
  • pixel
    pixel 24 Ağustos 2010 - 02:15o göğüslere tercih edilmek varya onları varya böyle grrrrr [ispiyonla]
© 2004 - 2019 Alkislarlayasiyorum.com Tüm Hakları Coca - Cola'nın formülü ile aynı yerde saklıdır...