Ticari Zekalı

Lise birinci sınıftayım ve sınıfın teknoloji konusunda (özellikle bilgisayar) en otoriter öğrencisi konumunda takılıyorum. Herkes bilgisayarı hakkında sorunları, programları ilk bana sorar özellikle kızlar ağzımın içine bakardı. Çoğuyla ruhları bile duymadan dalga geçerdim ve geri dönüşlere de aynı şekilde gelişine vurup yollardım. Lisede bilgisayar bölümünde okuduğum için derslerimizin çoğunluğunu da bilgisayar dersleri oluşturuyordu. Grafik dersimize giren hocamız bir gün tüm sınıftan “quarkxpress” diye saçma sapan bir grafik programı istedi ve herkes adını ilk defa duyduğu bu programı nerden bulacağını düşünmeye başladı. O aralar da internet kullanımı o kadar yaygın değildi. Koçnet, Superonline, e-kolay, ixir, 146 ( özellikle bu numara yüzünden astronomik telefon faturaları ödemek zorunda kaldığımız zamanlar) gibi servis sağlayıcıların çevirmeli internet bağlantısından deli gibi para kazandığı yıllar. Daha ortalarda Google bile yok. Millet nereden bulacağız bu programı diye konuşup duruyor.

Bu arada hemen bir flashback yapıp ilkokul yıllarıma dönmek istiyorum. İlkokul dördüncü sınıftayım o zamanlar da cipslerden abuk subuk tasolar çıkıyordu ve herkes güçlü olanların peşindeydi. Bana da bir keresinde en güçlü karakterli tasolardan biri çıktı ve sınıftaki zengin taso koleksiyoncusu çocuğa normal harçlığımın neredeyse beş katına sattım. Sanırım hayatım boyunca kendi kendime kazandığım ilk ve en yüksek para buydu. O tasoyu sattığım gün bakkala gidip üç tane cips aldım ve birinden yine güçlü taso çıktı ve aynı çocuğa yine yüksek bir meblağaya sattım. Tabi elimde kalan paranın üzerine koyunca sermayem iyice arttı. Bu sefer sermayem çok olduğu için beş altı tane cips almaya başladım ve bakkal dayanamayıp “ sen her gün bu kadar cipsi alıp ne yapıyorsun” diye sordu. Ben de "beş kardeşiz yiyoruz”(yalan üç kardeşiz) diyerek savuşturdum. Tabi o kadar cipsi evdekilere de göstermemem lazımdı. Tüm cipsleri çantama doldurup eve gelince yatağımın altına zulalayıp kardeşlerimle yiyorduk. Bu süreç birkaç hafta daha devam etti ve bir miktar harçlığım birikti. Tabi çocuk da bu arada boş durmadı ve aldığı cipslerden güçlü karakterler çıkınca benim işler de bıçak gibi kesildi.

Evet ticarete ilk defa ilkokul yıllarımda atılmıştım. Flashback’ten çıkıp lise yıllarıma geri geleyim. Dediğim gibi sınıfta kimse programı nasıl bulacağını bilmiyordu ve az çok bilenler sorup soruşturanlar yazıcıoğlu’nda olur herhalde diye söylenmeye başladı. Tabi hoca programı istediği andan itibaren kafamda ampul yanmıştı. Hocayla aram oldukça iyi olduğu için bunun ufak tefek sunumlarını yapıyordum. Karşılığında ise not defterine istediğin notu yaz diyordu. Bir gün sunumdaki görselleri düzenleme bahanesi ile bu programı istedim ve evde kopyalayıp geri verdim. Evet şimdi sınıfta kimsede olmayan ve deli gibi aradıkları bu program benim elimdeydi. Bir süre bu programı tüm sınıfa nasıl satarım diye düşündüm ve insanların bencilliğinden faydalanarak hem ticari hem psikolojik bir satış stratejisi ürettim. İlk olarak saf kızlardan başlayarak erken kaybetme riskimi en aza indirdim. Plan şöyleydi; ilk önce saf arkadaşın yanına oturulur ve muhabbete başlanır, konu hocanın istediği programa getirilir ve teknoloji konusunda otoriter kişiliğime programın nereden bulunabileceği sorusu sordurulur. Evet sorudan sonra dananın kuyruğunun kopacağı ve bencilliği bir zaaf olarak kullanacağım söz öbeğini sessizce fısıldarım. “ben baya araştırıp buldum gidip aldım istersen sana da alabilirim ama bir şartla, kimseye söylemek yok. Yoksa tüm sınıf isteyip başımızın etini yer” evet bu sözden sonra sattığım kişi gıkını çıkarmadı ve bu şekilde işi bozabilecek potansiyeli olan üç beş kişi haricinde tüm sınıfa aynı yolla bir güzel sattım. Birkaç gün içerisinde neredeyse bir aylık harçlığım çıkmıştı. Hatta sırf bu iş için gidip perpa’dan ellili toptan cd almıştım.

Evet görüldüğü üzere insanların bencilliklerini leyhime çevirip bu kötü özellikten kendime çıkar sağlamıştım. İçlerinden bir tanesi bile çıkıp “bende var alın kopyalayın” demedi ve planım tıkır tıkır işledi. Ertesi hafta neredeyse herkeste vardı bu program ve hoca nereden bulduklarını sorduğunda kimse benden aldığını söylemedi. Tabi program işinden sonra işler yine duruldu. Bu olayı üzerinden yıllar geçmesine rağmen sınıf arkadaşlarımdan kimseye anlatmadım. Onların da anlattığını zannetmiyorum. Neme lazım birileri cd’yi ister belki…

Not: Kayseri’li değilim.

Blog Adresim: http://www.mustaj.com/kategori/yazilarim

ayran maiden ayran maiden diyor ki;
Kategori: Genel
Etiketler: ticari zeka
10 24 Aralık 2011
Yorumlar
Yorum Yaz

Tüm Yorumlar

  • scarfright
    scarfright 26 Aralık 2011 - 06:11biz de kardeşimle meyve suyu işine girmiştik. annemizin beslenmeye koyduğu meyve suyunu arkadalara satardık sora öğle arası doğru çarpışan taksilere. eline sağlık. [ispiyonla]
    +3
  • yatacakyerinizyok
    yatacakyerinizyok 24 Aralık 2011 - 22:12konuyla alakası yok ama madem konu cipsten açıldı, ortaokul 1'e gidiyorum. alt komsumuzdayım, benden 3 yaş küçük kızı var. gel dedi bir şey göstercem. mutfaga gittik ve bana zulasını gösterdi. 3 tane cips(biri baharatlı doritos) 2 hanımeller 1 kremalı bisküvi ve 3 susamlı cubuk kraker. yemin ediyorum hayatımda hiçbir şeye böyle özenmemiştim. yaş 25 oldu hala içimde yaradır. [ispiyonla]
    +12
© 2004 - 2017 Alkislarlayasiyorum.com Tüm Hakları Coca - Cola'nın formülü ile aynı yerde saklıdır...