Alkışlarla Yaşıyorum Tarihçesi

Her şey 2004 yılının Ağustos ayında ''arşiv var, çoktan az frontpage bilgisi var, bol bol da vakit var. E ne duruyorsun site açsana vay vay site açsana'' düşünceleri içinde başladı.

Az çok internetin içinde olan herkes ''ben de sağlam arşiv var'' der. Ama benim bahsettiğim arşiv gerçekten sağlamdı. Çoğu kişinin sağlam arşivden kastı şudur: '' abi bende 5684 tane mp3 var'' ya da '' hacı bende çok sağlam fbi warning videosu var. (kişi burada vivid arşivinden bahsediyor) ''. Ama benim bahsettiğim arşiv, hayatımda ilk internete girdiğim bilgisayardan bugüne kadar tüm bilgisayarlarımın hard disklerini saklamak manyaklığı seviyesindeydi. Tabi bende de vardı 5684 tane mp3 ve fbi warningli zilyon tane video, ama ötesi de vardı.

Bir zamanlar internet' de paylaşımın çok kısıtlı olduğu yıllarda, herkesin birbirine gönderdiği berber.mp3, ahmet abi arşivi, telefon işletmeleri gibi kayıtların hepsinin eksiksiz olduğu bir arşiv. Tarihe karışmamalıydılar, paylaşmak lazımdı. İşe koyulduk.

Sitenin adını koyma kısmına geldiğimde fonda Zeki Müren' den '' işte benim zeki müren'' şarkısı çalıyordu. Kalpten kalbe akışlarla, alkışlarla yaşıyorum. İşte isim bulunmuştu. Ben bu siteyi neden açmıştım? Bir çıkarım ya da para kazanma amacım olduğu için değil. Ben zor bulunur arşivimi paylaşacaktım, insanlar da bilgisayarlarının başında '' helal olsun kim yaptıysa'' diyeceklerdi. Yani bir sanatçının alkışlanmaktan alacağı değersiz egonun bir benzeri benim tek kazancım olacaktı. İsim cuk oturmuştu. Sitede kullandığım ''mesut bahtiyar'' rumuzu da yine aynı şarkının final bölümünde geçen '' adım mesut göbek adım bahtiyar, siz beni hep böyle bildiniz, mesut bahtiyar' dan şarkılar dinlediniz'' bölümünden alındı.

Ordan burdan arak bir tasarım ile ilk sayfa yani sitenin ilk sayısı hazırlandı. O zamanlar site sayı sayı çıkıyor, zamanım oldukça yeni sayı çıkartıyordum. O sistemde ziyaretçiler sadece seyirci olarak katılım yapabiliyorlardı. Yani içerik gönderme, yorum yazma, oylama vb.. bir olay yoktu. Siteye giren çıkan olduğunu sadece gönderilen teşekkür e-postalarından ve site istatistiklerinden görüyordum. Bunun dışında ziyaretçi ve site arasında bir etkileşim yoktu.

Ama olmalıydı. Çelik' in bile değiştiği devirde internet' de değişmişti. Artık youtube bile açılmıştı. Görece profesyonellerin içeriğinin hakimiyetini, ziyaretçinin içeriği ele geçirmişti. Bir elin nesi var iki elin sesi var mantığı ile işin içine ziyaretçi de katılmış ve internet hızla büyümeye başlamıştı. alkışlarla yaşıyorum sitesi de devre ayak uydurmalı ve web2.0 dedikleri bu sisteme geçmeliydi ve düşe kalka da olsa uzun bir bekleme süresi sonrasında tasarımcı ve programcı Hakan Özfatura tarafından hayata geçirildi. Tabi bu noktada internet aleminde melek yatırımcı denilen benim ise dostum dediğim ''duracell'' in maddi desteğini unutmamak gerekiyor.

Artık siteye ziyaretçiler de içerik gönderebiliyorlar, içeriklere yorum yazabiliyorlardı. ''Zeki Müren' de bizi görecek mi?'' misali gerçekten ekranın öbür tarafında da birilerinin olduğunu tam olarak idrak etmeye tam olarak o zaman başladım. Evet artık Zeki Müren' de bizi görüyordu. Görmekle kalmıyor içerik gönderiyor, yorum yazıyordu. Ve işte bu sefer de benim ''awe... (wait for it) some'' dediğim arşivimin ne kadar kısıtlı bir arşiv olduğunu anladığım andı. Serdar Ortaç' ın binlerce dansöz olduğunu keşfettiği sıralarda ben de binlerce arşivci olduğunu keşfettim.

Eskiden ayda bir ''on'' civarı içerik eklenirken, artık günde ''on'' civarı eklenmeye başlamıştı. Bu durum da siteye gelen içerikleri elemeden geçirecek bir ekip ihtiyacını beraberinde getirdi. Bu ekip sayesinde hem güncellemeler daha süratli olacak hem de site içerikleri sadece bir kişinin (mesut bahtiyar) beğenisine mahkum kalmayacaktı. Herkesin geçmişinde kesişen benzer ilgi alanları olmakla birlikte, bağımsız beğenileri, yaşanmışlıkları, takıntıları da vardır. Benim için hiçbir şey ifade etmeyen bir çizgi film belki de bir başkasının en güzel çocukluk anısıdır. Ya da benim için hiçbir şey ifade etmeyen nostaljik bir şarkı bir başkasının hayatında ölümsüz bir anısını tazeleyecek kadar önemlidir. İşte bu noktada ekip büyük bir önem kazanıyor.

İyi bir ekip hem sitenin formatına yüzde yüz hakim olmalı, hem eklediği içerikler ve yorumlar ile diğer üyelere yol gösterebilmeli hem de tüm bu benzer özelliklerinin yanı sıra birbirlerinden çok farklı olmalılar. Benim için değersiz olan, diğer ekip üyesi için değerli olmalı ki göreceli de olsa çok kişinin bam teline dokunabilelim. Bu amaç doğrultusunda onbeş ay gibi bir süreçte yavaş yavaş onbeş kişilik (iki emekli), hepsi birbirinden farklı bir renk sunan şahane bir ekip kurduk.(hepsi de okumuş çocuklar) Hemen hemen tüm ekibin farklı zevkleri, istekleri, fikirleri ve öngörüleri olduğu için zaman zaman kendi aramızda sitenin geleceği, eklenen içerikler vb.. konularda çatışsak bile enfes geceyarısı msn sohbetlerimiz ile ortak yolu bulduk. (tamamen yalan, onlarca erkeğin bir araya geldiği bir msn ortamında konuşulacaklar bellidir.) Tam bu noktada bugüne kadar sitede emeği geçmiş herkese özellikle şu an aramızda olan ve olmayan tüm adminlere teşekkürü borç biliyorum. Onlar olmadan bu noktaya gelmemiz imkansızdı.

Şu ana kadar anlattıklarıma hikayenin ilk bölümü diyebiliriz. Her şey güzel. Kuşlar, böcekler falan. İkinci bölüm ise biraz daha acıklı. Evet tüm taşlar yerine oturmuş, artık günde 300-400 kişinin ziyaret ettiği bir yerden günde 20.000 ziyaretçi rakamını yakalayan bir site olmuştuk. Bu çok güzel bir gelişme olmakla birlikte artan server masrafları karşılanması güç bir hale gelmişti. Server deyip geçmeyin. Hatırlarsanız en son yerel seçimlerde devletin koca koca serverları bile çökmüş ve başbakan çıkıp ''sörvırlar mörvırlar çökmüş'' mealinde bir açıklama yapmıştı. Yani bu server meselesi her zaman büyük sıkıntıdır ve biz de bu sıkıntıyı yaşadık. Site büyüdükçe beklentiler de beraberinde büyüdü. Tüm bu beklentileri karşılamak bizim boyumuzu aşmaya başlamıştı. Biz arka planda yaşanan binbir sıkıntı ile uğraşırken şikayetler de artmaya başlamıştı. Küçük Emrah' ın ''vurmayın'' filminin finalindeki gibi sokaklara çıkıp orayı burayı kırmak ''hep bana vurdular, hep bana'' demek istiyordum. Tam bu esnada Myk Medya' nın kurucu ortaklarından Serdar Kuzuloğlu ile iletişime geçtim. İlk telefon görüşmemizin üzerinden iki gün geçtiğinde kendisi İstanbul' dan İzmir' e geldi ve uzun bir görüşme sonrası yola beraber devam etme kararı aldık.

Siteyi yönetme eskiden olduğu gibi yine bizim ekibimizin sorumluluğunda kaldı ve diğer tüm bizi aşmaya başlayan server, tasarım, kodlama, hukuksal durumlar, pazarlama vb... işin civcivli kısımları Myk Medyanın sorumluluğuna geçti. Yani anlayacağınız artık sitenin içeriklerinin, yorumlarının vb... durumlarının sevabı da günahı da bizim ve pek tabi tasarım, kodlama gibi durumlarda da aynısı Myk Medya için geçerli. Fakat sonuç olarak bu ortaklık sonrası yazılan yazılardan en sevdiğim olan ''Myk Medya ve alkışlarla yaşıyorum kardeş oldu'' başlığı durumu en güzel özetleyendir. Neticede her aşamada beraber çalışıyor, karar veriyor ve yol alıyoruz. Sorumluluklarımız belli olsa da işin sonunda biz bir takımız ve iyiyi de kötüyü de beraber paylaşacağız.

Öykümüzün son perdesine geldiğimizde ise bu kardeşliğin meyvesi olan alkışlarla yaşıyorum sitesinin yeni yüzünden bahsetmek gerekiyor. Mart ayının başında tamamlamayı düşündüğümüz ve duyurduğum bu versiyonu ayın sonuna eksiği gediğiyle de olsa yetiştirebildik. Bir siteyi sıfırdan yapmanın, hali hazırda var olan ve işleyen bir siteyi yenilemekten çok daha kolay olduğunu gördük. Şimdi tüm bu yaşanan sorunları anlatıp canınızı sıkmak istemem. Sanırım çoğunuzun umrunda da değildir. Ve haklısınız. Siz doğal olarak son kullanıcı olarak size ne verildiğine bakıyorsunuz. Buna devam edin. Biz bu siteyi sizin için yapıyoruz ve sizin memnuniyetiniz olmadan yaptığımız işler tamamen anlamsızlaşıyor. Bu sebeple tüm fikirlerinizi paylaşmak için bu yazının yorum bölümünü kullanabilirsiniz. Her istediğinizin yapılacağına söz vermiyorum fakat her söylediğinizin değerlendireceğine emin olabilirsiniz.

Şu an için sitedeki eksik bölümleri ve özellikleri biliyoruz. Fakat siz yine de tüm eksiklerimizi, sizin için önemli olan işlevleri sıralarsanız ''hangisini önce bitirsek?'' sorumuza sağlıklı yanıtlar alabiliriz.

Fakat şuna kesinlikle inanın çok yakın bir sürede Myk Medya' nın kattığı güç ile alkışlarlayaşıyorum.com altın günlerini yaşamaya başlayacak. Sizden tek istediğim bu süreçte bize destek olun ve yapıcı eleştirilerinizi üzerimizden eksik etmeyin. Biliyorum çok beklediniz ama az kaldı. Her şey çok güzel olacak.


http://www.twitter.com/alkislarla
http://www.twitter.com/mesutbahtiyar

Yorumlar
Yorum Yaz

En Popüler Yorumlar

  • raven01
    raven01 08 Ekim 2010 - 16:09 Son dönemlerde kalitesiz ve basit içerikleri de yayınlamaya başladınız. Keşke eskisi gibi devam etse. [ispiyonla]
    +52
  • kaiser
    kaiser 27 Ocak 2013 - 03:53 Paylaşımlardaki eski doluluğu ve kaliteyi özlemle arıyorum inanın. Çok başı boş kalmış gibi görünüyor site artık. Üyelerin yaş ortalaması mı düştü, admin olan arkadaşlar mı kayıtsız bilemiyorum ancak üzülüyorum. O eski nostaljik, eğlenceli site değil artık. Eklenen içeriklerin doğru değerlendirilmesi tüm bu olumsuzlukları düzeltecektir inancındayım. Saygılar. [ispiyonla]
    +23

Tüm Yorumlar

© 2004 - 2019 Alkislarlayasiyorum.com Tüm Hakları Coca - Cola'nın formülü ile aynı yerde saklıdır...