4520 defa
okundu
mesut bahtiyar gönderdi
Bi de penaltılarda 9 adım sayarken karşı takımdaki çakal uzun uzun zıplayarak sayardı mesafeyi,penaltıyı kullanacak eleman da "sen tuvalete giderken böyle mi adım atıyon olm" diye serzenişte bulunurdu...
birgün, sıcak bir yaz günü. yokuş aşağı sokakta düştüm. üstüne suratıma tekme yedim. kolum çok fena kanıyordu ve yüzüm yanıyordu. işte o gün jubilemi yapıp futbol hayatıma son verdim. o gün bugündür ciddi anlamda hiç maç etmedim. lisede sırf sınıf arkadaşlarıma tekme atmak için girdiğim maçlar hariç. futbolu takip etmem, anlamam.
maçın kopma noktası: bu tür maçlarda iyi niyet eşiğinin aşıldığı bir nokta olur. heyecanla ve yüksek konsantrasyonla başlayan maçta önce ufak fauller pek önemsenmez. ta ki adamın biri faulü yer ve topu kaybeder. "oha, lan, oğlum" tarzı söylemlerle tepkisini dile getirir. işte o an bütün günahlar ortaya dökülür. "senin adamında arabanın önünde şöyle yaptı demin" gibisinden karşı çıkılır. tartışmadan sonra "faulse faulünüzü kullanın oğlum" denilir ve o andan sonra artık uygunsuz hareketlere tamah edilmez.
akşam ezanı maç düdüğü gibiydi otomatikmen maçı bitirirdi. tabi bitmezse baba yoldan geçerken eve götürürdü. anneme yazık o kadar çağırırdi gitmezdim eve tamam gelecem diye. baba göründü mü eve koşardık....
Yazı harbiden çok ayrıntılı ve çok güzel.nostalji yaşattın bize,helal olsun.bende aklıma gelen birkaç bişi ilave edeyim. top balkona kaçardı. buda kendi içinde bölümlere ayrılırdı. ev sahibi iyi ise,topu kaçıran ister. ev sahibi manyak ise uzun tartışmalar sonucu yine kaçıran ister ama gelende alamaz.gidip bakkala sıfır top alır.havaya döndürerek atar tabi,yamukluğuna bakar. ev sahibi evde yoksa.hele hele tatildeyse,balkonda küçülür kalır,ziyan olur gider o top.bu teoremi herkes bildiği için,yine sıfır top alır kaçıran. birkaç vatandaşın evinde futbol topu vardır ama kıyıp getiremez.her top ihtiyacı duyulduğunda. kemal getirsene evden senin meşini diyerek bir yoklama çekilir ama 'banane olum,benmi kaçırdım topu,hem betonda çiziliyo' yanıtını alır. topların markası genelde asya dır. kames çıktığında ise herşey değişmiştir. ha bide partilerin dağıttığı beleş toplar yokmu.heralde o zamanlar top o kadar kötü bir mana taşımıyordu.
ulan çok güzel yazı be. aklıma şu da geldi penaltı noktası şöyle belirlenirdi. kale uzunluğu adımla ölçülür 2 katı penaltı noktası olurdu.
"aldım, verdim benseni yendim".. sıkıysa şimdi söylesene bu tekerlemeyi.. adamın adı ibneye çıkar.. hey gidi saf ve temiz yıllar..
bizim plastik toplar hep patladigi icin ben toplarimi hep koli bandiyla kaplayarak cakma futbol topu haline getirirdim. sonra spor camiasindan bi abimizin hediye ettigi futbol topuyla cevre mahallelerde firtina gibi estigimiz..... amaaan sikildim ya
bu mahalle maçlarına mitin de karıştığı kanısındayım.ya koca ülkenin her ilinde aynı mı olur bu yaşananlar ve kurallar..hemde her ayrıntısına kadar.hem bir insan hiçbir detayı atlamadan nası böyle bir yazı yazabilir.nası hafızadır.önder evleri yenemedik ya çocukluğum boyunca onada ayrı yanarım.