İslam vs Ateizm - Beyin Yakan Bilimsel Şakirt

3.894 izlenme - 31 Ocak 2015
cybersalih cybersalih diyor ki;
Bu evren tesadüfen mi var oldu? Bilim islamla çelişiyor mu?
İslamın bilime bakışını, bilime verdiği önemi anlatan bir ateizm vs islam videosu.

İslam (Din) ve bilim ilişkisi üzerine çekilen bu videoda islamın bilime karşı olup olmadığını, dinin bilimin gelişmesini engelleyip engellemediğini inceledik.
Kategori: Türk İşi
sitene ekle
Etiketler: sözler köşkü islam ateizm islam ve bilim

Yorumlar

Yorum Yaz

En Popüler Yorumlar

  • biofilm
    biofilm 31 Ocak 2015 - 14:20Bir biyolog olarak hatalarını düzelteyim;

    - "Biz bilimle, Allah'ın yaratma olayının nasıl gerçekleştiğini anlıyoruz." demişsin. Arkadaşım, bilim yaratma olayını açıklama üzerinde durmaz. Bilim somut varlıklar üzerinde çalışır, ölçülebilir özellikleri değerlendirir. Dinle farkı budur.

    - "Kendi yaptığım çalışmaların ışığığında..." diye bir cümle kurmuşsun. Ben kaç yıllık biyoloğum ve kanıtlayabildiğim sadece iki araştırmam var. İnternetten bir şeyler okumakla, bir şey üzerinde deneyler ve gözlemler sonucunda çıkarımlar yapmak farklı şeylerdir.

    - DNA hakkında yine internette okudupun şeyleri anlatmayı tercih etmişsin. Bizim genetik şifremiz olduğu doğrudur ancak "Biyolojik kimliğimizin tüm şifresi DNA'mızda kodlanmıştır." söylemin yanlış. Bunun nedeni şudur; morfolojimiz de bir biyolojik kimliktir ancak genetikle kodlanmış morfolojik özellikler dış etkenlere göre değişiklik gösterebilir.

    - "İnsan varolmadan önce DNA'sında bir fikir var, bir bilgi var, ayrıca bilgiden de ziyade bir irade var." demişsin. Senin saydığın bu kadar şeye biz biyolojide 'kalıtım' diyoruz. Bunu uhrevileştirmenin bir anlamı yoktur, çünkü atalarımızdan gelen gen kodlarının aynılarını taşıyoruz. Bizi farklı kılan, milyonlarca yıldan beri aktarılan faydalı genlerdir. Biz atalarımızın tecrübeyle kazandığı bilgi birikimini genlerimiz ve sosyal ilişkiler vasıtasıyla kuşaktan kuşağa taşıyabiliyoruz. Google'a yazarsın: Doğal Seçilim

    - "İlk insandan şu anki insanlara kadar her insanın parmak izi farklıdır." demişsin. İşte bilimle uydurma arasındaki fark bu. Bilim böyle bir şeyi iddia etmez, çünkü ilk insanın parmak izini inceleme şansımız yoktur. Yine 'ilginç bilgiler' temalı sitelerde okuduğun şeylerden biri bu da. İnsanların parmak izlerinin farklı olduğu doğrudur ancak "ilk insandan beri" gibi bir tanım kullanamıyoruz.

    - "Tesadüfte bunları sağlayacak akıl, irade ve kudret var mıdır?" diye sormuşsun. Ben söyleyim, bunun için tesadüf diyoruz. Çünkü tesadüfi gen anomalileri yani mutasyonlar izlenebiliyor ve açıklanabiliyor. Bilimde tesadüfü açıklamak için olağanüstü varlıklara inanmaya gerek yok.

    - Evrim hakkında "Mükemmel olan bir şeyde gelişme olmaz." demişsin. Eğer DNA'larımız değişmeseydi ve faydalı özellikler kuşaktan kuşağa aktarılmasaydı şu anda varolamazdık. Bunun nedeni şudur; doğal seçilim dediğimiz olayda hayatta kalma olasılığı yüksek bireyin üremesi ve ona bu avantajı sağlayan özelliğin yeni kuşağa aktarılması esasına dayanıyor, biz doğal seçilim yoluyla genetik kodumuzu güçlendirmiş olmasaydık nesli tükenmiş bir hayvandan farksız olurduk. Madem Allah bu kadar mükemmel, neden hayvan türlerinin soyu tükendi?

    - DNA'yı açıklarken şöyle demişsin, "Tam 3,5 milyar harften oluşan bu genetik sistem her hücrenin içindeki çekirdekte bulunur." Yanlış. 3,5 milyar harften oluşmuyor. G-A-T-C harflerinden oluşuyor (Guanine-Adenine-Thymine-Cytosine), 4 harften. Ve bil bakalım ne var? Her hücrenin içinde de ne yazık ki çekirdek bulunmuyor, dolayısıyla DNA da bulunmuyor. Buna en yakın örnek olarak insan alyuvar hücrelerini (eritrosit) verebiliyoruz.

    - İnsan vücudundaki hücre sayısından ve her hücredeki DNA sayısından kesin rakamlarla bahsetmişsin ve bunlarun tesadüfen varolabilemeyeceğini söylemişsin. Bence de tesadüfen lüp diye bir insanın varolması imkansız, çoğu bilim adamı için de. O yüzden bilimsel deneyler ve kanıtlara dayanan, sizin adını duyduğunuzda korktuğunuz "evrim" denen kuramı kabul ediyoruz. Tesadüfen oluşum diye tabir edilen şey tek bir hücrenin oluşumudur, işin bundan sonrası doğal seçilime ve dolayısıyla evrime kalmıştır.

    - Amino asitlerin diziliminin zor olduğunu savunmak için ihtimal hesabına girmişsin. Ancak şunu bilmiyorsun, her proteini bir DNA dizisi sentezler. Yani herhangi bir proteinin oluşması için hangi amino asitlerin hangi sırayla dizilmesi gerektiği DNA'da kodlanmıştır. Bazı insanlardaki DNA hasarları veya mutasyonları nedeniyle metabolik faaliyetler gösteren proteinlerin sentezlenmemesi sonucunda ölüm meydana gelir. Yani bu da evrimin bize kazandırdığı mükemmel sistemin bir parçasıdır. Yanlış DNA'ya sahipsen, ölürsün.

    - Ben hala din ayrı bilim ayrı diyorum, evet. Nedenini çok kısaca şöyle açıklayım, bilim olmasaydı hala deve sidiği içerek şifa bulmaya çalışacaktık. Bilim, dinden daha güvenilir geliyor bana. Çünkü kanıtlanabilen şeylere daha çok güveniyorum. Çünkü gerçekçi ve yaratıcı olmaya, bir şeyler yapmaya çalışıyorum.

    Sana bir tavsiye olsun, bırak elindeki kitabı, başka kitaplar oku biraz da. Bir tezi savunmak için antitezini iyi anlamış ve tamamen biliyor olman gerekiyor çünkü.

    Uzun yorumun kusuruna bakmayın.
    +59
  • biofilm
    biofilm 31 Ocak 2015 - 17:46@tfff Cevaptır.

    Deve sidiği hakkında yazılmış hadisleri ve tefsirleri incelersin: Buhari, Muharibin 16, 17, 18; Diyat 22, Vudu 66, Zekat 68; Cihad 152, Megazi 36, Tefsir Maide 5, Tıbb 5, 6, 29

    "Hz. Enes anlatıyor: Ukl veya Ureyne kabilesi halkından sekiz kişilik bir grup Medine’ye gelip Hz. Peygamber (a.s.m)’e biat ederek Müslüman oldular. Bir müddet sonra Medine’nin havası onlara dokundu ve hasta oldular. Şikâyetleri üzerine Hz. Peygamber (a.s.m), çobanlarıyla birlikte Medine’nin dışına çıkıp, develerin sütlerinden ve sidiklerinden içmelerini öğütledi. Adamlar bir müddet devlerin süt ve sidiklerinden içtiler ve sağlıklarına kavuştular. Derken, çobanları öldürüp develeri önlerine katıp götürdüler. Olaydan haberdar olan Hz. Peygamber (a.s.m) birkaç adam peşlerine taktı ve nihayet onları bir yerde yakalayıp getirdiler. Hz. Peygamber (a.s.) onlara hakettikleri ağır bir cezayı tatbik etti. Ellerini, ayaklarını kesti, gözlerine mil çekti ve güneşin altında ölüme terk etti..."

    "Herkes kendi evinde hücre üretsin." demişsin. Bunu evinde saksıyla bitki yetiştiren veya balık besleyen birinden duymak gülünç. Evet "koaservat" dediğimiz öncül hücreleri laboratuvar ortamında üretebiliyoruz. Okuman için aşağıda birkaç makale ve özet niteliğinde bir link veriyorum.

    Evolution and self-assembly of protocells, Richard V. Sole, The International Journal of Biochemistry
    +22

Tüm Yorumlar

  • Macıraga
    Macıraga 02 Şubat 2015 - 22:23@gonejko bak simdi sana basit bir sekilde anlatmak istiyorum.simdi bu böcükten önünde milyarlarca bulunduğunu duşün bütün komple kayseri yüzölcümü düşün mesela her yer alabildğince yüzolcümü olarakak böcek hepsininde farklı farklı özellikleri var çıkıntıları var.Bu boceklerde yapraklar arasında geziniyo hani ya varsa sayalım yaprağa benziyen böcekler daha az avlanıyor buda bir avantaj oldugu için yaprağa benzemek bir ödül oluyor yaprağa benziyen böceklerde daha fazla ürüme imkanı buluyor daa sonrada bu böceklerin dişileride var hacıabi bunlarda diyoki yaprağa benziyen böceklere verirsek cocuklarımız için daha yararlı olur dişi böceklerde girdimi işin içine öyle öylede gidi gidi veriyo bu yeni bi canlı oluşuyor benim yorumlamam bukadar hadi hayırlı işler.
    +3
    • gonejko
      gonejko 01 Şubat 2015 - 17:06Evrimcilere bir sorum var. Aşağıdaki resimde bulunan yaprak şeklindeki canlı nasıl oldu da doğal seçilim sonucu bu şekle büründü.. aaa beni yaprak şeklinde olursam yırtıcılar beni tanıyamaz hemen yaprak şekline dönüşeyim mi dedi.. Ben de görünmez olmak istiyorum.. ne olacak şimdi... goo.gl/qsU5px
      -4
      • PilotK
        PilotK 01 Şubat 2015 - 14:15biofilm ben sana kufur etmedim ki? Makaleler konusuna gelince, ben ne makaleler gördüm ve ne makale yazanlar gördüm.. Sözüm mecliste dışarı. Ama zaten bilim insanları benim sizlere anlattığımı soylüyorlar ,umarım sizler de doğru şeklini anlamışsınızdır. Bizim ayakta durmamız çevresel etki ile gerçekleşen bir modifikasyon değildir. Modifikasyonlar kalıtsal olmazlar (Hiç bişey bilmiyorsanız googledan yazın aratın). Dinsizler bunu soyle açıklar: İnsanlar evvelden 4 ayaklılardı, bir dizi mutasyon sonucu bazıları iki ayakları üzerinde durabilmeye başladılar, bu bir modifikasyon değil, bir ihtiyaç sonucu değil sadece rastgele mutasyonlar.. Daha sonra ise bu özelliği kazanan bireyler toplulukta üstün olduklarından genetik kodlarını gelecek nesillere aktarıyorlar. On yüz milyon baloncuk yıl sonra populasyon sadece bu bireylerden oluşuyor..

        Ama bil bakalım buna kim inanır? Bu sonsuz kucuk ihtimaldeki mutasyonlara dinsizler iman ederler..Biz neye iman ederiz? Biz ise insanları ahsen-i takvim üzere yaratan vacibul vücuda inanırız.

        Sizlerle gereken uslupta konusuyorum, hakaret etmiyorum. Dost acı soylermiş bilirsiniz. Bu basit konularda (sadece inancınıza uydurmak amacıyla) yanılgıya düşmeyin. Bilimi eğip bükmeyin, kavramların içerisini yanlış doldurmayın. Size iyilik ediyorum aslında.

        İnorganik maddelerden organik bileşikler oluşturma konusunda araştırmalar olmakla birlikte yapılmış değildir. Konservat denilen yapı canlı hücreden bozmadır. Canlı hücreden bozma olmayanlar ise canlı değildir. Okuduğunuzu anlayın, sindirin. Görmek istediklerinize göre şekillendirmeyin. Çünkü dinsizler bunu çok yapar.

        Küfrettiğimi sanmıyorum. Ama kırdı isem üzüldüm. Kusuruma bakmayın.
        -6
        • kalmah
          kalmah 01 Şubat 2015 - 13:00yüce insan @biofilm, buradaki beyinsizlerle uğraşman takdir edilesi.
          +4
          • qnefe81
            qnefe81 01 Şubat 2015 - 12:09bunlar hep odanin icindeki split klimadan.direk beyne vuruyo soguk
            • biofilm
              biofilm 01 Şubat 2015 - 11:36@PilotK

              Doğal seçilimin ne olduğunu anlatman iyi olmuş, onca yıl
              boşuna okumuşum, boşuna master yapmışım, boşuna makaleler yazmışım. Hatta bütün bilim insanları boşuna uğraşmış. Sana sorsak yetecekmiş.


              Öncelikle evet, çevresel etkilerle değişen morfolojik özellikler genlerle aktarılır. Tabii ki siz bunlara "Hani akratılırken göreyim." mantığıyla baktığınız için anlamakta güçlük çekiyorsunuz. Bizim ayakta durmamız çevresel etki ile gerçekleşen bir modifikasyondur. Bil bakalım ne var? Bugün ayakta duruyoruz. Hem de vücudumuzda mükemmel yaratılış iddiasını çürütecek bazı bozukluklar taşıyarak. Kuşaktan kuşağa aktardığımız genetik kodumuz her kuşakta değişerek bu günkü halini aldı, halen değişmeye devam ediyor. Doğal seçilim çevresel etkiyle modifikasyonları da baz alır, siz bunu algılamaya çalışırken ben diğer soruya geçeyim.

              Tecrübe ile aktarılan karakterleri anlamakta güçlük çekmişsin, açıklayım. Doğal seçilimi kendin açıklamaya çalışmışsın, ne diyor doğal seçilim? 'Zayıf olan elenir' diyor. Zayıf veya güçlü kavramı, o canlının yaşadığı
              hayatta başa çıktığı tecrübelerle ölçülebiliyor. Eğer bir olaydan canlı çıkarsan, genetik kodlarını gelecek kuşaklara aktarmaya hak kazanırsın. Gelecek kuşaklar da sosyal ilişkiler ve 'güçlü gen kodları' sayesinde hayatta kalma olasılığını artırmış olur. Umarım anlatabilmişimdir. Bana kızıyorsun "deve sidiği ve sütü birlikte kullanmışlar" diye ama benim birlikte kullandığım "genler ve sosyal ilişkiler" kavramlarını birbirinden ayırarak saldırmayı tercih etmişsin. Terbiyesizliğinden fikriyatını anlayabiliyoruz zaten. Koca adamsın, en azından okuyana saygın olsun.

              Son olarak, ben hücre üretiliyor demedim, iyi oku. "Koaservat dediğimiz öncül hücreler üretilebiliyor" dedim. Çünkü arkadaş bana inorganik maddelerden organik bileşikler oluşturulamayacağını savunmuştu.

              Amacım kesinlikle ateizm propagandası yapmak değildi. Kendi mesleğim hakkında söylenen
              saçmalıklar bana dokunduğu için bu açıklamaları yapma ihtiyacı
              hissettim. Çünkü internetten iki yazı okuyan iki video izleyen bilim adamı kesilmeye başladı. Yine de sizin tavrınızla konuşmamı, küfürler ve hakaretler savurmamı isterseniz bunu yapabilirim.
              +5
              • yavusak
                yavusak 01 Şubat 2015 - 09:36lan o zaman dolly ne oluyor? onu da mi tanri yaratti?

                su sakirtlerin bildigi tek sey var. bunun olmasi on uzeri bilmem ne kacta bir. O zaman suyun NSA da 0 derecede donmasi da milyonda bir ihtimal. ama nedense hep 0 derecede donuyor NSA'da. Doga hayati milyarca yil icinde sekillendirdi. bunu goremeyecek kadar aciz misiniz sakirtler?
                +1
                • labidurunla
                  labidurunla 01 Şubat 2015 - 06:55@biofilm Abi 3,5 gram banada verirmisin,şu sıralar çok ihtiyacım var ne içiyosan.Sen bok de onuda içerim ben
                  -2
                  • ceza7
                    ceza7 01 Şubat 2015 - 04:54ilk 20 saniyedeki sübliminal said nursi vs. görüntülerinden sonra izlemeyi bıraktım. kesin salakça bir şeydir.
                    +1
                    • vlvr
                      vlvr 01 Şubat 2015 - 01:24bu çocuk burnu tıkalı kalemli arkadaşı idol almış. lan herşeyi aynı
                      +1

                      Popüler İçerikler

                      © 2004 - 2020 Alkislarlayasiyorum.com Tüm Hakları Coca - Cola'nın formülü ile aynı yerde saklıdır...