Verecek Hiçbir Şeyi Olmayan Kız

Her gün saçlarını yıkamaktan yorulmuştu artık. Ne olurdu her normal insan gibi 2 veya 3 günde bir yıkanabilseydi? Gün aşırı yıkamayınca aylardır pismiş gibi görünürdü saçları, kendisi de öyle hissederdi zaten. Kendisi her zaman öyle hissetmez miydi zaten?

Okul vardı yine ertesi gün. Ne olurdu okul bitip de bir an önce işe girseydi? Her haftaya bu düşüncelerle başlar, cuma günü gelince bile tam mutlu olamazdı. Hiçbir zaman tam mutlu olamazdı ki zaten.

Ergenlik bitmişti aslında, yıllar önce. Ama o hala mutsuzdu. Demek ki ben hayatımın sonuna kadar mutsuz olacağım, dedi kafasından saçma bir orantı kurarak. Yıllardır son sınıftaydı, ne yapacağını yavaştan kararlaştırması gerekiyordu artık. Yalnız yaşıyordu, zaten kim onun ev arkadaşı olmak isterdi ki. Salona geçip oturdu, etrafına baktı. Neredeyse ağlayacaktı. Solda banyo kapısı açık duruyordu. Aklına 'Leave the emo kids alone' şeklinde bir sosyal mesaj verebilmek için video çeken o çocuk geldi. Son damla olmuştu bu; zira onun verecek bir sosyal mesajı bile yoktu. Zaten onun verecek hiçbir şeyi yoktu. (Evet, o manada bile.)

Ertesi güne, yine aynı ot hayatı yaşayacağını bilerek ama bunun altında ezilmeyeceğine kendini inandırmak için hiçbir çaba gösterme arzusu olmadan uyandı. Yani hiçbir değişiklik yoktu. Irvid Malov geldi aklına. Aynı macerasız ve acılarla bezeli hayattı onunkisi de. Melankolik ve mal bir insandı; kendini bilmek güzel şey dedi içinden. İlk defa kendini rahatlamış hissederek dışarı çıktı. Sesi kısılmıştı yine, saatlerdir konuşmamaktan. Demet Akalın'dan hallice bir sesi vardı halbuki, ama şarkı da söylemezdi hiç.

Hayatı, vapurları, gariplikleri düşünürken birden durdu yolun ortasında. Arkasından gelen lise üniformalı kız tüm vücuduyla abanarak çarptı ona. Neden durduğunu kendisi de bilmiyordu; hani birden televizyon karşısında ağzınızın bilinçdışı açıldığını farketmekle farketmemek arasında bir durum yaşayarak kapatırsınız ya, öyle bir dürtüyle durmuştu işte. Etrafına bakındı bir işaret ararcasına. Ona hala sinirli gözlerle bakan liseli ergene ezikleyici bir bakış atmak istedi ama yapamadı. Big Ben'in bile dahil olduğu, zamanın durduğu bir an yaşadı sanki. Evet işte bulmuştu. İstediği şey tam da buydu. Yeniden liseli olmaktı amacı. Bir psikoloğa gitse ve çocukluğuna inseler bulacağı şey buydu; lisedeyken reddettiği bıyıklı Atilla! O aptal liseli kıza sevgiyle baktı. Yıllardır gülümsememekten yumuşatıcısız yıkanmış bir çamaşır gibi katı ve donuktu yüzü. Uzandı ve alnından öptü kızı. Teşekkür ederim, dedi sevgi dolu bir sesle; ses tonuna kendisi de şaşırarak. Aradığımı buldum, diye ekledi. Tek ihtiyacım olan 'Yes' tişörtüm.

Yorumlar
Yorum Yaz

Tüm Yorumlar

  • theaftermath
    theaftermath 08 Mart 2011 - 22:13duman rengi, bal kıvamı, perili ev rüzgarı sesli bir yazı... ama ben neşeli adamım... [ispiyonla] [cevap yaz]
    • qwerty979
      qwerty979 11 Mayıs 2010 - 22:40böyle hatunlara dışa dönük arkadaşlar lazım onları kendilerine getirmesi için birebir bence... [ispiyonla] [cevap yaz]
      +4
    • karpuzhan
      karpuzhan 03 Mayıs 2010 - 16:24ergenlik bitmemiş bnce... [ispiyonla] [cevap yaz]
      +7
    • la isla bonita
      la isla bonita 01 Mayıs 2010 - 13:00içini çok güzel dökmüşsün; bu yazı bana teoman'ın yalnız kalpler sütunu'nu anımsattı biraz: http://fizy.com/s/1aja41#s/1ago1m [ispiyonla] [cevap yaz]
    • © 2004 - 2020 Alkislarlayasiyorum.com Tüm Hakları Coca - Cola'nın formülü ile aynı yerde saklıdır...