İntihara Yolculuk - Lev Tolstoy

immanuelkant immanuelkant diyor ki;
Şayet bir peri gelip bana arzularımı gerçekleştirmeyi teklif edecek olsa, ben ne isteyeceğimi bilmiyordum diyerek sözlerine başlayan Lev tolstoy , insan yaşamının en önemli problemi olan İntihar kavramına kendine has uslubuyla yazidigi monologlar ile yanıt arıyor ...

Varolusu sorgulamak cogu kez insan icin ürkütücü olmuştur . Ölüm gibi bir realite varken nasıl olur da insan varolusun anlamı gibi derin bir anksiyete ile yüzleşme cesareti gösterebilirdi ?

Kacınılmaz şekilde bitecek bir oyunun bütün bölümlerini başarılı şekilde geçmek bize ne kazandirabilirdi ?

Karmaşık bir labirentte rastgele yolu bulmaya çalışan fareden
ne farkımız var? yolu bulup sona geldigimizde elimizde ne olacak?




Lev tolstoy'a dair birkac aforizma...

insanın kendisini aldatmasının bir faydası yok. her şey boş! mutlu kişi henüz doğmamış olandır. hayattansa ölüm daha iyidir ve insan kendisini bu hayattan kurtarmalıdır. ' lev tolstoy'

arayışımı bütün bilim dallarında sürdürdüm, ama aradığımı bulmak şöyle dursun, benim gibi, hayatın anlamını bilimde arayan hiç kimsenin de hiçbir şey bulamadığına ikna oldum. o insanlar hiçbir şey bulamamakla kalmadıkları gibi beni tam da ümitsizliğe sevk eden şeyin -yani hayatın anlamsızlığının- insanın herhangi bir şüpheye yer vermeksizin bilebileceği tek şey olduğunu açıkça da kabul etmişlerdi.

bilimin halihazırda vermiş olduğu cevapların dışında var oluşa dair sorulara başka cevaplar veremiyor oluşuna uzunca bir süre inanamamıştım. bilim dünyasının, elde ettiği, hayata dair gerçek sorularla hiçbir ilgisi olmayan sonuçları büyük bir önem ve ciddiyet havası içerisinde ilan ettiğini gördükçe, bana uzunca bir zaman
benim anlayamadığım bir şeyler varmış gibi gelmişti. bilim karşısında uzun bir süre ürkek kalmıştım ve cevaplarla benim sorularım arasındaki uyumsuzluğun bilimin hatasından değil, benim cehaletimden kaynaklandığını sanmıştım. ama bu konu benim için bir oyun ya da eğlence değil, bir ölüm kalım meselesiydi ve ben istemeyerek de olsa şu kanaate vardım ki, sorduğum sorular sorulabilecek tek meşru sorulardı ve bütün bilimlerin temelini oluşturuyorlardı. suçlanması gereken bu soruları soran kişi olarak ben değil, bu sorulara cevap verme iddiasında olan bilimin kendisiydi. benim sorduğum soru -ki beni elli yaşında intiharın eşiğine getirmişti- sorulabilecek en basit soruydu ve budala bir çocuktan tutun da bilgeler bilgesi bir yaşlıya kadar herkesin ruhunda yatan şeydi. bu, insanın cevabını bulamazsa yaşayamayacağı türden bir soruydu
ve ben bunu tecrübelerimle öğrenmiştim. soru şuydu: "bugün yaptıklarımın ve yarın yapacaklarımın sonucunda ne olacak? hayatının tamamının sonucunda ne olacak?"

soru şu şekilde de ifade edilebilir:

"hayatımın, beni bekleyen, kaçınılmaz olan ölümün yok etmeyeceği bir anlamı var mı?"

Kategori: Ciddi
sitene ekle
Etiketler: Jean paul sartre Albert Camus Martin Heiddeger Dostoyevski Jose Saramago Boethius
22 16 Ekim 2017
Yorumlar
Yorum Yaz

Tüm Yorumlar

  • gocanigogogo
    gocanigogogo 16 Ekim 2017 - 17:11hayatı sikiym.
    • ersankunerii
      ersankunerii 16 Ekim 2017 - 15:27muazzam
      +5
      • nrll
        nrll 16 Ekim 2017 - 02:55her zman kafamdaki şeyler bunlar. son zmanlarda sürekli soruyorum. bize ayrılan zaman diliminde ilerleyip sona geldik. sonra ne olacak? bizim gibi basit, 3 günlük hesapla yaşayan varlıklar yaşasak ne yaşamasak ne? insan hep soruyor değil mi? zerre bir anlam veremiyor insan gerçekten de mantıklı düşününce.
        +7
        • westxx
          westxx 16 Ekim 2017 - 02:20harika...

          yıllar geçsede insan hiç değişmiyor demekki

          tolstoy o zamanlardaki düşünceleri ile günümüzdeki ben, yine aynı düşüncelere sahibiz
          +8
          © 2004 - 2020 Alkislarlayasiyorum.com Tüm Hakları Coca - Cola'nın formülü ile aynı yerde saklıdır...