Bugün pazartesi. Gecenin köründe kirli bir barakadaydım. Yalnız değildim. Önümdeki sandalyede çaresiz bir kadın oturuyordu. Bu kurbanı, haftanın ilk çalışma gününe adıyorum. İlk gün hüzünle başlar. İki günlük tatilden sonraki sıkıcı gün. Savunmasız kadın tam karşımda oturuyordu. Neredeyse her tarafını bantlamıştım. Çığlık atmaya çalışıyordu galiba. Ama çığlığı içine kaçıyordu maalesef. Ona doğru yaklaştım. Elimde ekmek bıçağı vardı. Üzerimde naylon giysi. Bıçak tutan elimdeki eldiveni çıkardım. Terli elim bıçağı tamamen hissediyordu artık. Heyecanlanmıştım. Kadının gözlerini oydum acımasızca. Ellerim titriyordu. Boğazını boydan boya kestim. Üzerindeki bantları yırttım. Giysisini kestim. Göğsü tüm çıplaklığıyla önümdeydi. Göğsünün tam ortasına on tane çizik attım.

Kurbanı orada bıraktım. Eve gidiş yolunda, bir telefon kulübesinden polise şöyle ihbar ettim.”Lizaza Karlaz'ın çizik cinayet serisi başladı.” cesedin yerini de ekledim. Ceset soğumadan bulmuş olmalıydılar.


Sonraki gün, görev yerime gidiyordum. Bildiğim bir yerdi. Dün gece işlediğim cinayet mahalline çok yaklaştım. Arabayı durdurdum. Polis olduğumu söyleyerek olay mahalline girdim. Bir hakimin öldürüldüğünü söyledi Okan. Şaşırmış gibi yaptım. Cesedi inceledim. Olay yerinden çıktım.

Akşam olmuş mesaimin bitmesine az kalmıştı. Bugün de ava çıkacaktım. Gecenin karanlığında av arıyordum. Ara sokaklara girdim. Yola tüküren adamı hedefime aldım. Onu arabayla yavaşça takip ediyordum. Diğer yöne baktığımda daha kolay bir av gördüm. Yalnız bir tinerci. Onun yanına yanaştım. Çağırdım, duymadı. Fena uçmuştu belli ki. Arabadan inip yanına gittim. Elektrik tabancasıyla onu bayılttım. Başka bir barakaya götürdüm. Onu tüm dertlerden kurtaracaktım. O uyanmadan işini bitirmiş olacaktım. Beyinciğine ekmek bıçağını saplayıverdim. Göğsünü açtım ve dokuz çizik attım. Yerini ihbar ettim.


Çarşamba olmuştu. Cinayet mahalli gittikçe kalabalıklaşıyordu. İşimiz bittikten sonra, Okan bana bara gitmeyi teklif etti. Eskisi gibi bara gidip içebiliyordu. Ben ise o günden sonra yemeden kesilmiştim. Benim için endişelendiğini söyledi. Cevap vermeden arabama bindim. Ava çıkacaktım yine. Okan'ın beni takip ettiğini bilmeden. Hayat kadınlarıyla dolu caddeden geçiyordum. Beyaz peruk takana yaklaştım. Arabaya binmesini istedim. Sorun çıkarmadan bindi. Çok konuşuyordu. Çok soru soruyordu. Dayanamayıp elektrikle bayılttım. Küçük bir barakaya vardık. Kadını sandalyeye oturttum. Uyandığını fark etmemiştim. Çığlık atarak bana saldırdı. Tokat attım. Yere düştü. Yerdeki sopayı aldı ve kafamda kırdı. O sırada Okan içeri girdi. Kadına durmasını söyledi. Kadın, kaçırıldığını söylüyordu. Okan silahını çıkardı, kadının kafasına vurup bayılttı. Okan'ın nereden çıktığını anlamamıştım. Tüm planlarım suya düşmüştü. Okan:

Demek gizlice kadın operasyonu yapıyordun. Dedi sırıtarak. Ağzından salyalar akıyordu. Kadını öldüreceğimi söyledim. Okan biraz şaşırmıştI:
Ben de kedi köpek öldürmekten sıkılmıştım zaten. İnsan öldürmek nasıl? Zevkli mi bari?

Beynimden vurulmuş gibiydim. Teşkilatta tek düzgün insan olarak bildiğim Okan bile psikopat çıkmıştı. Okan, beni seyredeceğini söyledi. Bir köşeye oturdu. Bıçağımı nazikçe çıkardım. Kadının yüzünü çizmeye başladım. Son bir numara olarak kadının göğsüne sekiz tane çizik attım.

Okan çizikleri görünce şaşırdı. Önceki cinayetleri de benim işlediğimi anladı. Neden çizik attığımı soruyordu. Daha çok sorular sormaya başlayacaktı. Bıçağı, kadının üzerinde temizledikten sonra:

Yarın senden bir kurban getirmeni istiyorum. Getirdiğinde her şeyi açıklayacağım. Kadını çöp poşetine sardım. Kuytu bir köşeye bıraktım. Küçük barakamız daha çok işimize yarayacaktı.


Perşembe günü zor geçmişti. Amirlerim kıllanmaya başlamıştı bu çizik cinayetlerinden. Düşük rütbeli çalışanlar azarlanıyordu. Ben de nasibimi almıştım. Günü zor geçirmiştim. Geceleyin, Okan'ı küçük mahzenimizde bekliyordum. Okan, gecikmişti. Yanında bir kadın vardı. Barakada asla yapmayacağını söylüyordu. Eve gitmek istediğini söyledi. Okan ona okkalı bir yumruk attı. Yanıma getirdi. Köpeğe kemik atmak gerekir diye düşündüm. Biraz övdüm ardından bıçağı ona verdim. Naylon giysiyi giymek istemediğini söyledi. Olur dedim. Bıçakla dans ederek kadına yaklaştı. Bıçağın sapıyla kadına vurmaya başladı. Kadının sarı saçları kızıl olmaya başladı. Korkunç güzel bir kızıllık. Kadının kalbine bıçağı saplayarak olayı bitirdi Okan. Onu göğüs kısmına dokunmaması gerektiğini söylememiştim. Karışmadım. Yedi tane çizik atmasını söyledim. Karnına yedi rakamını çizdi. Dayanamıyordum artık. Elektrikle Okan'ı bayılttım. Eskiden arkadaş olduğum adamı bayıltmak hiçbir şey hissettirmemişti. O günden sonra tüm duygularım elimden alınmış gibiydi. Okan'ı arabama bindirdim. Uzaklara götürdüm. Yeni bir baraka bulmak zorlaşmıştı. Kuytu bir yerde kırık dökük eve yatırdım. Ellerini, ayaklarını bantladım. Kelepçesini aldım. Kolundan bir boruya kelepçeledim. Silahını ve kimliğini aldım. Yol kenarında bir yerde telefon kulübesinden polisi aradım. Kadının cesedinin yerini söyledim ve kapattım. Eve varmadan önce bir çöpe Okan'ın silahını attım başka bir çöpe ise Okan'ın kimliğini.

Rahat bir uyku çekmeyi bekliyordum. Yine olmamıştı. Bir haftadır uyuyamıyordum.


Cuma günü, Okan'ın öldürdüğü kadının yerine çağrıldım. Olay yerinde bu sefer daha kalabalık grup vardı. Gazeteciler de gelmişti. Seri cinayetler hakkında bilgi kırıntısı istiyorlardı. Olay yerine girdim. Amirim Okan'ı soruyordu. Nerede olduğunu bilmediğimi söyledim. Okan'ın arabası buradaydı ama Okan yoktu. Okan'ı ertesi sabah tanıyamayacaksınız diye içimden geçiriyordum. Amirim bana bir sorunum olup olmadığını sordu. Neredeyse bir haftadır bu soruyla karşılaşıyordum. İşim bittikten sonra Okan'ı götürdüğüm yere gittim.

Yerde çırpınıyordu. Bıçağımı çıkardım. Eldivenlere gerek duymuyordun artık. Naylon giysimi üzerime geçirdim. Ekmek bıçağım gecenin keskin karanlığında ışıldıyordu. Okan'ın kafasını kesmeye koyuldum. Kafasını kestim. Ortalık kandan geçilmiyordu. Göğsünü açtım. Vücudu hala hareket ediyordu. Sağ ayağı istemsiz şekilde hareket ediyordu. Göğsüne altı çizik attım. Kesik kafasını göğsüne koydum. Oradan yavaşça uzaklaştım. Ortama dikkatlice baktım. Kimse yoktu. Aklıma süper fikir gelmişti. Okan'ın cebinden anahtarlığını aldım. Okan'ın evinin yolunu tuttum. Telefonu Okan'ın evinden yapacaktım. Riskli olsa da güze bir dalga geçme yöntemiydi. Okan'ın tek başına kaldığı eve girdim. Ortalık epey dağınıktı. Eldivenlerimi giydim. Polise telefon ettim. Okan'ın bulunduğu yeri söyledim ve kapattım. Evi aramak isterdim. Ama fazla zamanım yoktu. Öldürdüğü hayvanlardan izler taşıyan kalıntıları mutlaka saklıyordur. Keşke öldürmeden önce sorgulasaydım. Keşke demenin gereksizliğini düşünerek evden çıktım. Kimseye görünmemeye çalışarak arabama girdim. Oradan uzaklaştım.


Cumartesi'ni iple çekiyordum. Bu sefer heyecandan uyuyamamıştım. İşe erken gidiyordum, ilk defa. Polis ofisine girdiğimde tek tük çalışanlar vardı. Cengiz amirim beni görünce şaşırdı. Odasına çağırdı.

Bu kesik cinayetler hakkında ne düşünüyorsun?
İlk cesedi bulduğumuzda üzerinde on çizik vardı. Ve sonraki cesetlerde geriye doğru sayıyordu. Dokuz çizik, sekiz, yedi... ama yedi de bir sorun vardı. Çizik değil de rakamla yazılmıştı. Katilimiz taktik değiştirmiş olmalı.
Okan'ı gördün mü?
Hayır.
İki gündür işi asıyor. Daha kötüsü, şüpheli konumunda. Arabası yedi numaralı cesedin yerindeydi. Ve Okan ortalıkta yok.
Çıkar illaki.
Çıktı da. Dünkü ihbarı Okan'ın evinden yaptı katilimiz. Bizimle daş..ak geçiyor.
Nasıl yani?
Okan öldürüldü. Dediğim yere git. İlk sen incele. Sana güveniyorum.

Tamam amirim dedim. Saygıyla eğildim. Odasından çıktım. Bayram ediyordum. Sırıtmamak için kendimi zor tutuyordum.

Okan'ın öldüğü yere gittim. Herkesin morali bozuktu. Cesed, bizden biri olunca daha çok değerleniyordu. Halbüki ceset sadece cesetti. Işimi büyük bir zevkle yaptım. Cumartesi ve pazar günkü kurbanlarımı düşünüyordum. Seçeneklerim daralmıştı. Artık herhangi birini öldürebilecek düzeye gelmiştim. Öldürmek bana güç veriyordu sanki. Farklı bir güç.

Hava kararmaya başlamıştı. Kurbanımı uzaktan sinsice izliyordum. Durağa doğru ilerledi. Durakda bir kaç kişi vardı. Otobüse binmesini bekledim. Beş, on dakika sonra otobüsü geldi. Otobüsü takip etmeye başladım. Dört durak sonra adamım indi. Evinin yolunu tuttu. Ona yaklaştım. Korna çaldım. Bana baktı. Gideceği yere kadar götürebilceğimi söyledim. Yolum kısa zaten dedi. Polisim, bir kaç şey sormalıyım sana deyince durakladı. Bir anda koşmaya başladı. Arabadan indim onu kovalamaya başladım. Kedi fare oyunundaymışım gibi hissettim kendimi. Adam hızlıydı. Gözümden kaybetmemeye çalışıyordum. Elektrik tabancam arabada kalmıştı. Bıçağım sağ yanımdaydı. Silahım sol yanımda. Silahımı çıkardım ve bir el ateş ettim. Dur yoksa vururum dedim sertçe. Adam durdu. Pencerelerden meraklı kafalar belirdi. Penceredeki yaşlı bir teyze, adamın öğretmen olduğunu, iyi biri olduğunu söyledi. Adamın yakasından tuttum. Bir yumruk attım. Yere devrildi. Kaldırdım. Arabama götürdüm. Ellerini kelepçeleyip arabaya bindirdim. Adam küfür etmeye başladı. Birşey yapmadığını söylüyordu. Arabaya bindim. Elektrik verdim adama. Birkez daha elektrik verdim. Bu küçük, pis sokaktan geri geri giderek uzaklaşmaya başladım. Gece saat tam 12:45'te adamı loş bir sokağa çıkardım. Bu adam beni fena halde sinirlendirmişti. Eldiven veya naylon giysim yoktu üzerimde. Çılgınca adamı bıçaklamaya başladım. Bağırsağı dışarı döküldü. Göğsüne beş çizik attım.


Pazar günü yatakta dönüyordum. Uyku tutmamıştı yine. Televizyonu açtım. Işe yarar birşey yoktu. Tatil günümde eskiden dışarda takılırdım. Şimdi ise yatakta yatıyordum. Kalkmaya mecalim yoktu. Yatakta biraz daha zaman yedikten sonra kurbanımın evine doğru yol aldım. Evinin önünde nöbet tutmaya başladım. Saat sabah sekiz buçuktu daha. Yarım saat sonra adamım kapıdan çıktı. Ayakkabılarını giydi. Arkasında eşi duruyordu. Adam evden ayrıldı. Yavaşça takip etmeye başladım. Kahvehaneye girdi. Birazdan çıkar diye bekledim ama nafile. Arabadan çıktım. Çorbacıda sıcak çorba içtikten sonra arabama geri döndüm. Bu adam epey sıkıcıydı. Saat gece 11:15'te adamım arkadaşlarıyla dışarı çıktı. Hepsi tek tek dağıldı. Boş insanlar. Kurbanım evine doğru giderken arabayla ona yanaştım. Yanında durdum. “Bekleyerek para kazanmak ister misin?” dedim. Adamın gözleri parladı. Arabama bindi. Biner binmez bayılttım. Hızla yola koyuldum. Bu sefer biraz daha heyecan katmak için erkenden polise telefon ettim. Adamı öldüreceğim yere çok yakındım. Telefonda adresi verdim. Adamı sürükleyerek götürdüm. Kesin ve hızlı ölmesi için şahdamarını kestim. Kanlar fışkırıyordu. Kandan uzak durarak göğsünü açtım. Eldiven ve naylon giysim olmayınca daha zevkli oluyordu. Korumasız sex yapıyormuşum gibiydim. Göğsüne dört çizik attım. Hızlıca arabama gittim. Olay yerinden uzaklaştım. Arabamda oturup polislerin gelmesini bekledim. Bıçağı temizlemeye koyuldum. Uzun müddet sonra polisler intikal etti. Ardından amirimi gözüme kestirdim. Olayı derinlemesine araştırıyorlardı. Onları sırıtarak izliyordum. Patlamış mısırım olsaydı iyi olurdu gerçi. Amirim arabasına bindi. Olay mahallinden uzaklaştı. Onu takip etmeye başladım. Gece olduğu için yol bomboştu. Ona sinyal verdim. Dikkat etmedi. Arabasına yaklaştım. Çok yaklaşınca beni fark etti. Sağa yanaştı. Arabasından sinirli şekilde çıktı. Kafamda şapka vardı.Elektrikli silahımı elime aldım. Arabama yaklaşınca kafamı kaldırdım. Kapıyı açtım ve onu bayılttım. Epey şaşırmış gibiydi. Arabama bindirdim. Ilk cinayeti işlediğim yere gittim. Amirimi sandalyeye banladım. Cep telefonunu aldım. Ayılttıktan sonra saçma sapan sorular sormaya başladı. Ağzını bantladım. Açıklamamı yaptım.

Özer'i ve Serhat'ı ara ve buraya çağır. Yanlış bir harekette bulunursan seni acımasızca öldürürüm. Onlar gelene kadar sana birşey anlatmam.

Yavaşça kafasını sallayarak onayladı. Gözleri yaşarmıştı. Ilk önce Özer'i sonra Serhat'ı aradım. Derhal gelmeleri gerektiğini söyledi amirim. Özer'in gelmesi yarım saati buldu. Önce Serhat gelmişti. Serhat arabadan indikten sonra beni görünce biraz şaşırmıştı. Ona amirin içerde kendisini beklediğini söyledim. Birlikte içeri girdik. Önde Serhat arkada ben. Serhatın ensesine bıçağın arka sapıyla sertçe vurarak bayılttım. Onu da sandalyenin yanına oturttum. Amirime bantladım. Özer geldiğinde Serhat uyanmış bağırmaya çalışıyordu. Amire salakça bakıyordu. Özer el feneriyle zifiri karanlığı aydınlatmaya çalışıyordu. Ona doğru yaklaştım. Yüzüme feneri tutuyordu. Işık gözümü almıştı. Biz de seni bekliyorduk dedim. Özer:

-Ben seni beklemiyordum.
-Amirim içerde. Konuşmamız lazım.
-Yolu göster.

Bu sefer önden ben gidiyordum. Silahını yanında getirmişti. Epey paranoyak bir tipti. Kapıdan içeri girmeden önce ona baktım. Silahını çıkarmış yere doğrultuyordu. Benim ona baktığımı görünce bana çevirdi silahı. Sakin olmasını söyledim. Içeriye Cengiz diye bağırdı. Cevap alamayınca durakladı. Bir daha bağırdı. Yine cevap yoktu. Iyiden iyiye kıllanmıştı. Bana Cengiz'in nerde olduğunu sordu. Silahı kafama daha çok yakınlaştırmıştı. Telefonu çıkardı. Cengizi aradı. Içerden telefon sesi geliyordu. Içeri doğru yavaşça girdik. Cengiz'i ve Serhat'ı görünce afalladı. Cengiz ve Serhat'ın gözlerinde umut ışığı parlıyordu. Bu sırada Özer'in arkasında bir kadın göründü. Özer'in kafasına odunla sertçe vurdu. Adam yere serildi. Bir daha vurdu. Yeter dedim. Özer'i de diğerlerinin yanına bantladım. Üç manyak karşımda bana ve kadına bakıyordu. Kadın onlara az da olsa tanıdık gelmişti. Özer'in karnına vurarak uyandırdım.

“Hatırlayın.” dedim. “Bir hafta önceyi hatırlayın.”

Bu mağdur kadın akşam vakti ofise gelmişti. Kocasından şikayetçiydi. Ve siz ne yaptınız. Biriniz dövdünüz, diğeriniz tecavüz ettiniz, bir diğeriniz ise bu yaptığınız iğrençlikleri kayıt etti. Şimdi sizi bu kadının vicdanıyla başbaşa bırakıyorum.

Güzel konuşma yaptım galiba diye kendimle enteresan bir gurur duydum. Adamların bileklerini kestim. Işimi garantiye almalıydım. Serhat'ın göğsüne üç çizik attım. Çözer'in göğsüne iki, Cengiz'in göğsüne ise yatay bir çizik. Bıçağı kadına verdim.

Anlaştığımız gibi dedim. Kadın takdir eden bakışıyla teşekkür etti, onayladı. Dışarı çıktım. Içerden çılgınca sesler geliyordu. Kadın abartmış olmalıydı.

Arabama bindim. Gönül rahatlığıyla evime gidip yattım. Uzun zamandır böyle rahat uyku çekmemiştim.


İğrenç pazartesi günü gelmişti. Işe gittiğimde herkesin yüzünden düşen bin parçaydı. Üç amirin de öldürüldüğü açıklanmıştı. Bu talihsiz olay basına da yansımıştı. Istifa dilekçemi verdim. Dışarı çıkarken her tarafı kana bulanmış bir kadın geliyordu. Elinde ekmek bıçağıyla. Sırıtıyordu. Ağzından kan akıyordu. Neler yaptığını bilmek istemiyordum. Kadın tüm çizik cinayetlerini üzerine aldı. Cebinden bir kağıt çıktı. Kağıtta şunlar yazıyordu.

1.17 yaşındaki kıza 24 farklı kişi tecavüz ettiğinde kızın 24 kişiyle kendi rızasıyla birlikte olduğu kararını veren bir hakim.
2.Cengiz amirin sürekli taciz ettiği ölmek isteyen keş.
3.Üç amirin de birlikte zaman geçirdiği hayat kadını. Amirlerin yaptıkları pislikleri kayıt edip izlettikleri hayat kadını. Hayat kadının iğrenç şeylerden hoşlandığı için amirlerden yaptıkları tecavüzleri, pislikleri kayıt etmelerini istiyordu.
4.Saftirik bir kadın. Masum olduğu meçhul.
5.Hayvanlara işkence eden Okan.
6.Sübyanları taciz etmekten yargılanan ve beraat eden öğretmen.
7.Kızını pazarlayan baba.
8.Tecavüzcü Serhat.
9.Kayıt eden Özer.
10.Tecavüz, taciz, dayak her türlü pisliği yapan Cengiz.

Tüm isimlerin üzeri çiziliydi. Sizlere bu hikayenin kısaltılmış halini sunmak istedim. Siz bu hikayeyi okurken ben çok uzaklarda olacağım.

Lizaza Karlaz

594 kez bakıldı - 16 Haziran 2012
slevinleon slevinleon diyor ki;
Kategori: Sanat
Etiketler: lizaza karlaz tecavüz mazlum seri cinayet
2 16 Haziran 2012

Yorumlar

Yorum Yaz

Tüm Yorumlar

Popüler İçerikler

301
2. sshyzhe
251
3. exixiz
109
74
67
6. buyur
52
7. yazoo74
48
47
40
10. greenbox
31
PUANLAMA?
© 2004 - 2020 Alkislarlayasiyorum.com Tüm Hakları Coca - Cola'nın formülü ile aynı yerde saklıdır...