Vandal Müzesi

Bir önerim var;
İnsanoğlu olarak köpeklerin ben buradaydım demek için işemesini taklit suretiyle gittiğimiz yerlere adımızı yazma alışkanlığımızı terbiye etmeliyiz. Aksi takdirde değerli ve estetik olan neresi varsa pek yakın zamanda ortaokul anket defterine dönüşecek.

En son Sümela Manastırı’na gittiğimde gördüğüm manzara bu edepsizlik, kural tanımazlık ve “işeme” alışkanlığının bizim milletimize has olmadığını fark ettirdi. Güzelim duvarlarda çiziktirilmemiş yer yok denecek kadar azdı. Türkçe ve yunanca yazılar her yeri tahrip etmişti.

Malum otokontrol sistemimiz pek gelişmiş değil, dışardan güçlü bir yaptırım uygulanmadığı yada denetlemesi yapılan bir yasakla karşılaşmadığımız sürece her yere zarar verebilecek potansiyele sahibiz. Sonuçta EDSnin olmadığı yerde kırmızı ışıkta geçen, radar olmadığı sürece sonsuz hız yapabilen, yapmaktan değil yakalanmaktan korkan canlılar olduğumuz bir gerçek. E denetleme sistemlerinin kültürel zenginliği bu kadar göz kamaştırıcı olan ülkemizde tam manasıyla kurulması oldukça maliyetli olacaktır.

Özellikle öğretmene yapılacak %4,5’luk bir zammın ülkemizi borç batağındaki Yunanistan’a döndüreceği gerçeğini biliyorsak, ota boka vergi ödediğimiz halde ülkemizi ayakta tutabilmek için en pahalı benzini götümüze doldurup geziyorsak, büyüklerimizden bu kadar masraflı şeyler istemememiz gerektiğini de pek ala anlayabiliyoruz.

Bunun üzerine maliyeti daha düşük bir çözüm için tüm yetkililere bir çağrı yapmaya karar verdim. Değerlerimizin yer aldığı her alana bir adet “VANDAL ROOM” kurulması için tüm girişimler acilen başlatılmalı, depremde hasarlı bina yapmaktan suçlu bulunan tüm müteahhitler bu işi “sosyal hizmet” cezası olarak görev edinebilirler.

Onlar zaten maliyet düşürme konusunda uzman oldukları için bu iş tahmin edilenden de ucuza kapatılacaktır. Odaların kapılarına markasını kocaman tabelalarla yazma vaadiyle boya firmalarıyla işbirliği yapılmalı ve bu odalarda her çeşit, kalem, tebeşir, sprey boya bulundurulmalı. Sonuçta reklamın iyisi kötüsü olmaz bu da bir çeşit ülke kültürel mirasına hizmettir. Böylelikle insanlar, içlerindeki bu “işeme” duygusunu bu odanın duvarlarına rahatça sıçratabilirler.

Ayrıca bu odalarda çeşitli boyutlarda taş, çin malı çini, heykelcikler vs. konulmalı.Böylelikle hem iz bırakma, iz taşıma dürtüsünü kontrol altına alabilir, hem de bir süre sonra bu alanları büyüterek müze kartla giriş yapılabilecek “VANDAL MUSEUM” lar oluşturup yeni gelir kapıları oluşturabiliriz. (İsimler özellikle İngilizce yazılmalı ki değeri artsın daha elit görünsün.)

Benzer yapıları mahallelerde kurarak askere giden gençlerimize de gereken ilgiyi gösterdiğimizi vurgulayabiliriz. Böylelikle “kim şimdi asker” bilmek isteyenler buraları ziyaret edebilir, böylece gözler de aramayı bırakabilirler.

Peki mahallelerde ve kültürel değer taşıyan diğer yerlerdeki boş duvarlar ne olacak? Efendim oralara reklam alabiliriz, ne bileyim duvarları yıkarak duble yol için malzeme temininde kullanabiliriz. Seçimler öncesi bayrak asabiliriz yada birer LCD takıp 24 saat hangi kanal çok para verirse o kanalın yayınlarını izlettirebiliriz. Sonuçta beyin bedava.

Evet kamuya verdiğim bu öneri için hiçbir talebim yoktur tüm haklarını bağışlıyorum. Yazıyı çeşitli dillere tercüme edip, ettirip diğer ülkelerin ilgili bakanlıklarına da ulaştırmayı düşünüyorum, sonuçta insan insandır, Türk’ü almanı, yunanı, ingilizi, italyanı, rusu fark etmez hepsinde bi “işeme” isteği söz konusu. Kendi değerine yada başkasının değerine fark etmiyor…

Yorumlar
Yorum Yaz
Bu içeriğe hiç yorum yazılmamış, bir ilke imza atmak ister misin?
© 2004 - 2019 Alkislarlayasiyorum.com Tüm Hakları Coca - Cola'nın formülü ile aynı yerde saklıdır...